İngiltere Başbakanı Keir Starmer, daha önce kişisel özgürlükler ve ifade hürriyeti gerekçesiyle karşı çıktığı sosyal medya kısıtlamalarını, ülke genelinde artan veli baskısı ve çocukların çevrimiçi güvenliğiyle ilgili kaygılar nedeniyle bu ay içinde yürürlüğe koymaya hazırlanıyor. Hükümet kaynakları, başbakanın önümüzdeki haftalarda yapacağı açıklamayla 18 yaş altı kullanıcılar için platform erişimine sınırlama getirecek bir dizi önlemi duyuracağını belirtti. Starmer, geçmişte teknoloji şirketlerinin kendi kendini düzenlemesi gerektiğini savunurken, son kamuoyu araştırmaları İngiliz ebeveynlerin yüzde 78'inin çocuklarını sosyal medyanın zararlı içeriklerinden korumak için devlet müdahalesini desteklediğini ortaya koydu. Bu dönüşüm, başbakanın politikalarında daha önce görülmemiş bir esneklik olarak yorumlanırken, özellikle muhafazakâr kesimden sert eleştiriler geliyor.
Gelişmenin arka planı
Sosyal medya yasağı tartışmaları, 2023 yılında gençler arasında siber zorbalık ve zararlı içerik kaynaklı intihar vakalarının artmasıyla alevlendi. İngiltere'de 13-17 yaş arası gençlerin yüzde 92'sinin en az bir sosyal medya platformunda aktif olduğu belirtilirken, Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verileri 2022-2023 döneminde çevrimiçi kaynaklı ruh sağlığı sorunları nedeniyle hastanelere başvuran 12-18 yaş arası çocuk sayısının bir önceki yıla göre yüzde 35 arttığını gösteriyor. Starmer, işçi Partisi lideri olarak 2024 genel seçimleri öncesinde sosyal medya şirketlerine katı yaptırımlar uygulanmasına sıcak bakmamış, bunun yerine medya okuryazarlığı programları ve gönüllü yaş sınırlamalarını savunmuştu. Ancak geçen yıl kasım ayında 14 yaşındaki bir kız çocuğunun TikTok'taki bir meydan okuma sonucu hayatını kaybetmesi ve ardından ülke çapında düzenlenen protestolar, hükümeti harekete geçmeye zorladı. Veliler, Downing Street önünde toplanarak başbakanın çocukları koruma konusundaki vaatlerini hatırlatmak için imza kampanyaları başlattı. İmza sayısının 500 bini geçmesi üzerine Starmer geri adım atmak zorunda kaldı.
Yeni düzenlemenin detayları henüz netleşmese de, hükümet yetkilileri 16 yaş altı kullanıcılar için gece 22.00'den sabah 06.00'ya kadar platform erişiminin otomatik olarak kısıtlanması ve yaş doğrulama sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi gibi önlemlerin masada olduğunu söylüyor. Ayrıca algoritma tabanlı öneri sistemlerinin zararlı içerikleri yaymasını engellemek amacıyla şeffaflık raporlaması getirilmesi planlanıyor. Teknoloji şirketleri bu kısıtlamalara şimdiden tepki gösterirken, Meta ve TikTok gibi devler İngiltere pazarından çekilmekle tehdit ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İngiltere'nin bu adımı, Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ile çocuk koruma önlemlerini sıkılaştırdığı bir döneme denk geliyor. Fransa ve Almanya da benzer yasakları tartışırken, ABD'de Florida eyaleti 16 yaş altı için sosyal medya yasağını geçen yıl onaylamış ancak yargıdan dönmüştü. Küresel ölçekte, çocukların çevrimiçi güvenliği konusu giderek daha fazla hükümet gündemine yerleşiyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre dünyada 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 71'i sosyal medyada aktif ve bu oran gelişmiş ülkelerde yüzde 90'ı aşıyor. İngiltere'nin uygulayacağı yasaklar, diğer ülkeler için bir model oluşturabilir ve teknoloji şirketlerinin iş modellerini yeniden şekillendirebilir. Ancak eleştirmenlere göre bu tür yasaklar, sansür endişelerini artırıyor ve dijital ekonomiye zarar verebilir. İngiltere'nin sosyal medya reklam pazarı 2024'te 8,3 milyar sterlin olarak tahmin ediliyor ve bu pazarın daralması, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin sosyal medya yasağına yönelmesi, Türkiye'deki benzer tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Türkiye'de 2020'de kabul edilen sosyal medya yasasıyla, günlük kullanıcı sayısı 1 milyonu aşan platformlara temsilci atama ve içerik kaldırma zorunluluğu getirilmiş, ancak uygulamada sorunlar yaşanmıştı. İngiltere gibi liberal bir ülkenin sıkı önlemler alması, Türkiye'deki muhafazakâr kesimin kendi taleplerini haklı çıkarmak için kullanabileceği bir argüman olabilir. Öte yandan, küresel teknoloji şirketlerinin İngiltere pazarındaki olası geri çekilmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de benzer baskılar yaratabilir. Türkiye, dijital ekonomi ve çocuk koruma arasındaki dengeyi bulmak zorunda kalabilir; ancak mevcut hükümetin ifade özgürlüğü konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında, bu yasakların Türkiye'ye tamamen adapte edilmesi zor görünüyor.