ABD Yüksek Mahkemesi, doğuştan vatandaşlık hakkını (birthright citizenship) hedef alan davalarla sarsılıyor. Mahkeme çoğunluğunun gündeminde, bireysel hakların yerine geleneksel değerleri koymak olduğunu yazan hukuk yazarı Thomas G. Moukawsher'e göre bu, muhafazakâr karşı devrimin mihenk taşı. Peki bu gelişme Türkiye'yi nasıl etkiler?
Doğuştan Vatandaşlık Hakkı Nedir ve Neden Tartışılıyor?
ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'ne göre, ABD'de doğan herkes otomatik olarak Amerikan vatandaşı oluyor. Ancak Trump döneminde başlatılan ve bazı eyaletlerin desteklediği yasal girişimler, bu hakkın sadece belgesiz göçmenlerin çocuklarına değil, turist veya geçici çalışan çocuklarına da uygulanmasını sorguluyor. Mahkeme şimdi, "doğuştan vatandaşlık" kavramının aslında 1868'deki niyetinin ötesine geçip geçmediğini tartışıyor.
Moukawsher, Yüksek Mahkeme çoğunluğunun aslında "bireysel özerklik" temelli haklar yerine "topluluk ve gelenek" temelli hakları tercih ettiğini savunuyor. Örneğin, yakın zamanda silah taşıma hakkı ve kürtaj kararlarında görüldüğü gibi, mahkeme tarihsel geleneklere atıf yaparak yeni hak taleplerini reddediyor. Doğuştan vatandaşlık davasında da benzer bir yaklaşım bekleniyor: Mahkeme, 14. Ek Madde'nin tarihsel yorumunu daraltarak, göçmen çocuklarının vatandaşlığını sınırlayabilir.
Küresel Yansımalar ve Olası Sonuçlar
ABD'nin bu adımı, sadece kendi iç hukukunu değil, uluslararası göç hukukunu da etkileyebilir. Birçok ülke (Kanada, Brezilya, Meksika gibi) doğuştan vatandaşlık uygularken, Avrupa ülkeleri çoğunlukla kan bağı esasına dayanıyor. Eğer ABD Yüksek Mahkemesi doğuştan vatandaşlığı daraltırsa, bu diğer ülkelerde de benzer tartışmaları tetikleyebilir. Özellikle artan küresel göç dalgası karşısında, birçok hükümet vatandaşlık yasalarını yeniden değerlendirebilir.
Davanın sonucu, Trump sonrası siyasi kutuplaşmayı da derinleştirebilir. Göçmen hakları savunucuları, mahkemenin bu kararını bir geri adım olarak görürken, muhafazakâr çevreler ise "hukukun üstünlüğü" adına kutlayacak. Kasım 2023'teki seçimler öncesi bu konu, başkanlık kampanyalarının da merkezinde yer alabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, vatandaşlık konusunda kan bağı esasını benimsiyor, ancak son yıllarda yabancı yatırımcılara ve göçmenlere yönelik istisnai düzenlemeler yaptı. ABD'deki bu tartışma, Türkiye'nin de vatandaşlık politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Özellikle Suriyeli mültecilerin çocuklarının statüsü ve uzun vadeli entegrasyonu bağlamında, doğuştan vatandaşlık hakkı Türkiye'de de gündeme gelebilir. Ayrıca, küresel bir emsal olarak, ABD kararı Türkiye'deki yargı ve anayasa tartışmalarını etkileyebilir. Türkiye'nin kendi anayasa yapım sürecinde, bireysel haklar ve vatandaşlık tanımı konusunda bu gelişmeleri dikkate alması beklenir.