Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in ABD Başkanı Donald Trump tarafından resmi akşam yemeğiyle ağırlandığı sırada, Vaşington'da Beyaz Saray yakınlarında toplanan Uygur aktivistler ve insan hakları savunucuları, Çin'in Doğu Türkistan'daki (Sincan Uygur Özerk Bölgesi) politikalarını protesto etti. Göstericiler, Xi'nin ziyaretini fırsat bilerek uluslararası kamuoyunun dikkatini Uygurlara yönelik baskılara çekmeyi amaçladı.
Protestonun arka planı ve katılımcılar
Beyaz Saray'ın hemen yakınındaki Lafayette Meydanı ve çevresinde bir araya gelen kalabalık, Çin yönetiminin Sincan'da uyguladığı toplama kampları, zorla çalıştırma ve kültürel asimilasyon politikalarını kınayan pankartlar taşıdı. Uygur diasporasının önde gelen isimleri, ABD'li milletvekilleri ve çeşitli insan hakları örgütlerinin temsilcileri de eyleme destek verdi. Göstericiler, Trump yönetimine Xi Jinping'e karşı daha sert bir tutum takınması ve Çin'e yönelik yaptırımların artırılması çağrısında bulundu.
Protestonun zamanlaması, Xi'nin ABD'deki resmi temaslarının yoğunlaştığı ana denk getirildi. Aktivisler, akşam yemeğinin yapıldığı saatlerde Beyaz Saray'a yürüyerek seslerini duyurmaya çalıştı. Olay sırasında herhangi bir arbede yaşanmadığı, polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı bildirildi.
Uygur toplumunun temsilcileri, Xi'nin ziyaretinin Çin'in insan hakları ihlallerini perdelemek için kullanıldığını savunarak, ABD yönetiminin ekonomik çıkarlar uğruna insan hakları konusunu geri plana atmaması gerektiğini vurguladı. Açıklamalarda, Sincan'daki kamplarda tutulan Uygurların akıbeti ve ailelerinden koparılan çocukların durumu öne çıkarıldı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-Çin ilişkileri, ticaret savaşları, teknoloji rekabeti ve Tayvan gerilimi gibi başlıklarda zaten gergin bir seyir izlerken, Uygur meselesi iki ülke arasındaki anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürüyor. Trump yönetimi, 2020 yılında Çin'in Sincan politikaları nedeniyle bazı Çinli yetkililere yaptırım uygulamış, ancak ekonomik ilişkilerin hassasiyeti nedeniyle bu adımlar sınırlı kalmıştı.
Uluslararası alanda ise Uygur meselesi, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi platformlarda tartışılmaya devam ediyor. İnsan hakları örgütleri, Çin'in Sincan'daki uygulamalarını soykırım olarak nitelendirirken, Pekin yönetimi bu suçlamaları reddediyor ve bölgedeki politikalarını terörle mücadele ve ekonomik kalkınma çerçevesinde savunuyor.
Protestocuların bir diğer hedefi de Çin'in küresel ekonomik nüfuzunu kullanarak diğer ülkeleri Uygur meselesinde sessiz kalmaya zorlaması oldu. Göstericiler, özellikle Müslüman ülkelerin Çin'e karşı daha cesur bir duruş sergilemesi gerektiğini dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uygur meselesine tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle özel bir hassasiyet gösteriyor. Ankara, Çin ile ekonomik işbirliğini derinleştirmeye çalışırken, Uygurların haklarını savunma arasında denge kurmak zorunda. Vaşington'daki protesto, Türkiye'nin uluslararası platformlarda izlediği denge politikasını zorlayabilir. Özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlarda Türkiye'nin takınacağı tavır, hem Batı hem de Çin nezdinde dikkatle izleniyor. Ayrıca, ABD-Çin geriliminin tırmanması, Türkiye'nin enerji ve ticaret yolları açısından stratejik konumunu etkileyebilir. Türkiye'nin, insan hakları savunuculuğu ile reel politik çıkarları arasında pragmatik bir çizgi izlemesi bekleniyor.