ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, yönetimin İran’a yönelik petrol yaptırımlarını Kongre onayı olmaksızın kaldırma konusunda “oldukça emin” olduğunu açıkladı. Vance, Perşembe günü yaptığı açıklamada, yeni bir barış anlaşması çerçevesinde Tahran’a uygulanan yaptırımların esnetilebileceğini ve bu adım için yasama organının iznine ihtiyaç duyulmayacağını belirtti. Söz konusu ifadeler, ABD’nin İran nükleer programına yönelik diplomatik çabalarının yeniden canlanmasıyla ilgili tartışmaların odağında yer alıyor.
Gelişmenin arka planı
Vance, kendisine yöneltilen bir soru üzerine İran Nükleer Anlaşması İnceleme Yasası’na (INARA) atıfta bulundu. Bu yasa, başkanın İran’a yönelik yaptırımları kaldırmasını veya hafifletmesini Kongre’nin denetimine tabi kılıyor. Ancak Vance, yönetimin hukuki yorumunun, yeni bir anlaşma kapsamındaki yaptırım muafiyetlerinin bu kapsama girmediği yönünde olduğunu söyledi. “Mevcut yasa, yaptırımların tamamen kaldırılmasını düzenliyor. Biz ise belirli bir anlaşma çerçevesinde geçici muafiyetlerden bahsediyoruz,” dedi. Beyaz Saray sözcüsü daha sonra yaptığı açıklamada, Vance’in sözlerini doğrularken, “Başkan, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandıracak her türlü diplomatik seçeneği masada tutuyor,” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, bu hamlenin Obama dönemindeki 2015 nükleer anlaşmasına benzer bir süreci işaret ettiğini belirtiyor. O dönemde de yönetim, Kongre’nin onayı olmaksızın yaptırımları kaldırmıştı. Ancak Trump döneminde ABD anlaşmadan çekilmiş ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamıştı. Şimdi ise Biden yönetimi, İran ile müzakereleri yeniden başlatmak için zemin yokluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran petrol yaptırımlarının hafifletilmesi, küresel enerji piyasalarında dengeleri değiştirebilir. Uzmanlara göre, İran’ın günlük 2,5 milyon varil ham petrol ihracatının bir kısmının serbest kalması, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yükselen enerji fiyatları, Batılı ülkeleri alternatif tedarikçilere yöneltmişti. Ancak İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması, İsrail ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgesel aktörlerde ciddi rahatsızlık yaratıyor. İsrail Başbakanı, “İran’ın nükleer tehdidine karşı sert önlemler alınması gerektiğini” vurgularken, Suudi Arabistan yeni bir anlaşmanın bölgesel güvenlik için risk oluşturabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, ABD’deki Cumhuriyetçiler, yönetimin Kongre’yi devre dışı bırakma girişimine sert tepki gösterdi. Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin önde gelen üyelerinden Senatör Tom Cotton, “Bu, yasama organının yetkilerine açık bir ihlaldir. Yönetim, İran’a ödün vermek için hukuku esnetiyor,” dedi. Demokratlar ise, anlaşmanın ulusal güvenlik çıkarlarına hizmet edeceğini ve Kongre’nin sürece dahil olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesi durumunda enerji ithalatında avantaj elde edebilir. Ancak ABD ile İran arasındaki diyalog, Türkiye’nin bölgesel politikalarını da etkileyebilir. Özellikle Suriye ve Irak’taki nüfuz mücadelesinde, İran’ın ekonomik rahatlaması Ankara’nın hareket alanını daraltabilir. Ayrıca, yaptırımların kaldırılması Türkiye’nin İran’dan doğal gaz ve petrol alımını kolaylaştırsa da, ABD’nin olası yeni yaptırım riskleri nedeniyle dikkatli olunması gerekiyor. Türk yetkililer, süreci yakından izlediklerini ve ulusal çıkarlar doğrultusunda hareket edeceklerini belirtiyor.