İsrail, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) 31 Aralık'ta sona erecek görev süresinin ardından Güney Lübnan'da oluşabilecek güvenlik boşluğunu gerekçe göstererek, Hizbullah'ın silahsızlandırılması için ABD öncülüğünde çok uluslu bir güç oluşturulması çağrısında bulunuyor. Lübnan hükümeti ise UNIFIL'in görev süresinin uzatılması ya da yerine Avrupa liderliğinde bir güç kurulması için yoğun diplomatik çaba harcıyor.
UNIFIL'in Geleceği ve Lübnan'daki Güvenlik Açmazı
1978'den bu yana Güney Lübnan'da konuşlanan UNIFIL, 2006'daki İsrail-Hizbullah savaşının ardından 1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla yetkisi genişletilerek bölgede istikrarı sağlamakla görevlendirilmişti. Ancak son yıllarda İsrail, UNIFIL'in Hizbullah'ın silahlanmasını engelleyemediğini ve görevini yerine getiremediğini savunuyor. İsrail yönetimi, özellikle 2024 yılında yaşanan çatışmalar sırasında UNIFIL mevzilerinin Hizbullah tarafından siper olarak kullanıldığını iddia ederek örgütü açıkça hedef almıştı.
Lübnan hükümeti ise UNIFIL'in çekilmesi durumunda ülkenin güneyinde kontrolün tamamen kaybedileceğinden endişe ediyor. Beyrut yönetimi, mevcut kırılgan siyasi ve ekonomik koşullarda ordunun tek başına bölgede güvenliği sağlayamayacağını biliyor. Bu nedenle UNIFIL mandasının uzatılması için BM Güvenlik Konseyi nezdinde girişimlerini sürdürüyor. Alternatif olarak, Avrupa ülkelerinin katkılarıyla oluşturulacak çok uluslu bir gücün UNIFIL'in yerini alması fikri tartışılıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri arasında UNIFIL'in geleceği konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. ABD, İsrail'in pozisyonuna yakın durarak UNIFIL'in etkinliğini sorgularken, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri mevcut misyonun uzatılmasından yana. Lübnan'ın BM Daimi Temsilciliği, görev süresinin en az bir yıl daha uzatılması için çağrıda bulunuyor.
İsrail'in Talebi ve Bölgesel Dengeler
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümet, Lübnan'da Hizbullah'ın silahsızlandırılması için uluslararası toplumun daha aktif rol alması gerektiğini savunuyor. İsrail'e göre, UNIFIL'in mevcut yapısı Hizbullah'ın askeri kapasitesini engellemekte yetersiz kalıyor ve örgüt, İsrail'e yönelik tehdit oluşturmaya devam ediyor. Bu nedenle İsrail, ABD'nin liderliğinde, gerektiğinde zor kullanma yetkisine sahip bir gücün Güney Lübnan'a konuşlandırılmasını istiyor.
ABD yönetimi ise İsrail'in bu talebine temkinli yaklaşıyor. Washington, Orta Doğu'da yeni bir askeri angajman istemezken, Avrupalı müttefiklerinin böyle bir güce asker sağlama konusundaki isteksizliği de biliniyor. Avrupa başkentleri, Hizbullah ile doğrudan çatışma riski taşıyan bir misyonda yer almak konusunda çekingen. Öte yandan, Hizbullah liderliği, UNIFIL'in çekilmesi veya yerine yeni bir güç gelmesi durumunda bunu işgal olarak değerlendireceğini ve direniş göstereceğini açıklamış durumda.
Lübnan'ın ekonomik krizi ve siyasi istikrarsızlığı, ülkenin kendi güvenlik güçlerini güçlendirmesini zorlaştırıyor. Lübnan ordusu, düzenli maaş ödemelerinde bile zorluk çekerken, Hizbullah askeri kapasitesini koruyor. Bu tablo, uluslararası bir gücün varlığının önemini artırıyor ancak aynı zamanda böyle bir gücün etkinliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki güvenlik boşluğu ve UNIFIL'in geleceği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, bölgede istikrarın korunması ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda uluslararası çabalara destek veriyor ancak askeri bir güce katkı sağlamaktan kaçınıyor. Ankara, özellikle İsrail'in Lübnan'a yönelik olası bir operasyonunun bölgesel gerilimi tırmandıracağı ve mülteci akınını tetikleyeceği endişesini taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan'daki istikrarsızlık nedeniyle Akdeniz'deki enerji dengelerinin bozulmasından çekindiği biliniyor. Türkiye, BM çatısı altında meşruiyeti olan bir misyonun devamından yana olup, tek taraflı ABD veya İsrail girişimlerine mesafeli duruyor.