İngiltere'de, partnerleri tarafından uyuşturulup baygın haldeyken tecavüze uğrayan iki kadının başlattığı destek ağına yüzlerce kişi katıldı. Zoe Watts ve Amanda Stanhope, yaşadıkları travmanın ardından diğer mağdurlarla dayanışmak amacıyla kurdukları ağın sadece birkaç hafta içinde büyüdüğünü ve yalnızca Birleşik Krallık'tan 80'e yakın kişinin kendilerine ulaştığını belirtti. Küresel çapta ise yüzlerce mağdur destek talebinde bulundu.
Arka plan: Uyuşturucuyla tecavüzün görünmeyen yüzü
Uyuşturucuyla tecavüz, mağdurun bilincini kaybetmesine neden olan maddelerin kullanıldığı bir cinsel şiddet biçimi olarak tanımlanıyor. Bu suç türü, mağdurun ifade verme veya saldırganı teşhis etme yeteneğini önemli ölçüde zorlaştırıyor. Watts ve Stanhope, partnerlerinin kendilerine defalarca bu yöntemle saldırdığını söylüyor. Watts, yaşadıklarını "Uyandığımda ne olduğunu hatırlamıyordum, sadece vücudumda bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum" sözleriyle anlatıyor. Stanhope ise benzer bir deneyim yaşadığını ve partnerinin kendisini uyuşturup videoya kaydettiğini ifade ediyor. Kadınlar, sosyal medya üzerinden oluşturdukları gizli grupta mağdurların hikayelerini paylaşmasına ve hukuki destek almasına olanak sağlıyor.
Destek grubu, kısa sürede uluslararası bir platforma dönüştü. Kanada, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri'nden de çok sayıda mağdur gruba katıldı. Watts ve Stanhope, bu suçun yaygınlığının görünenden çok daha fazla olduğunu ve mağdurların çoğunun sessiz kaldığını vurguluyor. İkilinin hedefi, İngiltere'de uyuşturucuyla tecavüz vakalarına yönelik farkındalığı artırmak ve yasal boşlukların doldurulmasını sağlamak.
Küresel boyut: Mağdurların sesi yükseliyor
Uyuşturucuyla tecavüz, dünya genelinde rapor edilmesi en zor cinsel suçlardan biri olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda #MeToo hareketi ve sosyal medya kampanyaları, mağdurların seslerini duyurmasını kolaylaştırdı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, uyuşturucuyla tecavüz vakalarının yalnızca yüzde 10'u yetkililere bildiriliyor. Bu oranın düşüklüğü, mağdurların yaşadığı suçluluk duygusu, kanıt yetersizliği ve toplumsal damgalanma korkusundan kaynaklanıyor. İngiltere'de bu suçun cezası ağır olsa da, mahkemelerde çoğu vaka mağdurun bilincinin kapalı olması nedeniyle kanıtlanamıyor.
Watts ve Stanhope'un başlattığı girişim, sadece mağdurlara destek sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu suça karşı yasal reform çağrılarını da güçlendiriyor. Grup, İngiltere Sağlık Bakanlığı'na hitaben bir mektup yazarak hastane acil servislerinde uyuşturucu testi kitlerinin bulundurulmasını ve mağdurlara psikolojik destek hizmetlerinin iyileştirilmesini talep etti. Ayrıca polisin bu tür vakaları ele alma biçiminin değiştirilmesi gerektiğini belirtiyorlar. İngiltere İçişleri Bakanlığı, konuyla ilgili bir değerlendirme yapacaklarını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer vakalar yaşanmasına rağmen, uyuşturucuyla tecavüz konusunda yeterli farkındalık ve caydırıcı yasal düzenleme bulunmuyor. Kadın cinayetleri ve cinsel şiddet verilerinin yüksek olduğu ülkemizde, bu tür mağdur destek ağlarının yaygınlaşması önemli. Uluslararası örnekler, mağdurların sesini duyurmasının hem cezai takibi kolaylaştırdığını hem de toplumsal bilinci artırdığını gösteriyor. Türkiye'nin, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının ardından kadına yönelik şiddetle mücadelede zorluklar yaşadığı bu dönemde, benzer sivil inisiyatiflerin desteklenmesi ve yasal altyapının güçlendirilmesi elzemdir. Bu haber, küresel bir soruna dikkat çekerek Türkiye'deki politika yapıcılar için de bir uyarı niteliği taşıyor.