ABD Temsilciler Meclisi'nde dış politika, savunma ve istihbarat konularını denetleyen komitelerin üst düzey Demokrat üyeleri, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya resmi bir mektup göndererek, İran ile varılan anlaşma hakkında "acil" bir brifing verilmesini talep etti. Demokratlar, Başkan Donald Trump yönetiminin İran'la yürüttüğü müzakerelerin sonucunda ortaya çıkan anlaşmanın içeriği, kapsamı ve olası etkileri konusunda Kongre'nin yeterince bilgilendirilmediğini savunuyor. Mektupta, anlaşmanın nükleer program, balistik füze faaliyetleri ve bölgesel güvenlik boyutlarına ilişkin ayrıntıların paylaşılması gerektiği vurgulanıyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Demokratların Endişeleri
İran ile ABD arasında, 2026 yılının Haziran ayında varılan anlaşma, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP/JCPOA) Trump yönetimi tarafından 2018'de tek taraflı olarak terk edilmesinin ardından gelen sürecin bir ürünü. Yeni anlaşmanın, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirdiği, ancak balistik füze programına veya bölgesel milis gruplarına verdiği desteğe ilişkin kapsamlı düzenlemeler içermediği belirtiliyor. Bu durum, özellikle Demokratların eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan anlaşmaya kıyasla çok daha zayıf olduğu yönünde eleştirilere yol açıyor. Komite üyeleri, Rubio'dan anlaşmanın tam metnini, İran'ın taahhütlerine uyumunu izleme mekanizmalarını ve olası ihlaller durumunda devreye girecek yaptırım mekanizmalarını ayrıntılı olarak açıklamasını istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran anlaşması, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de doğrudan etkileme potansiyeline sahip. İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel aktörler, anlaşmanın kendi güvenlik çıkarları üzerindeki etkilerini yakından izliyor. İsrail, İran'ın nükleer programına yönelik herhangi bir anlaşmanın yeterince sıkı olmaması halinde, Tahran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerin artabileceği endişesini taşıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Rusya gibi diğer küresel güçler de anlaşmanın bölgesel istikrar üzerindeki yansımalarını değerlendiriyor. Anlaşmanın, İran'ın uluslararası yaptırımların hafifletilmesi karşılığında petrol ihracatını artırmasına olanak tanıması, küresel enerji piyasalarında da dalgalanmalara neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile 1200 kilometreyi aşan kara sınırına sahip olması ve enerji ithalatında İran'a bağımlılığı nedeniyle ABD-İran anlaşmasından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Anlaşma, İran üzerindeki yaptırımların hafifletilmesi durumunda Türkiye'nin enerji arz güvenliğini olumlu yönde etkileyebilir. Ancak, anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırması veya İsrail-Suudi Arabistan hattında yeni gerilimlere yol açması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ankara, anlaşmanın sadece nükleer dosyayla sınırlı kalmayıp, İran'ın terör örgütleriyle bağlantıları ve balistik füze programını da kapsaması gerektiğini savunuyor. Bu nedenle, ABD Kongresi'ndeki brifing taleplerinin sonuçları Türkiye tarafından da yakından izleniyor.