ABD Donanması'na ait uçak gemisi USS Abraham Lincoln (CVN-72), yaklaşık yedi aylık konuşlanmanın ardından Orta Doğu'dan ayrıldı ve Hint Okyanusu'nda ABD 7. Filosu sorumluluk bölgesine geçti. USNI News'in edindiği bilgiye göre, geminin refakatçi savaş gemileri ve bünyesindeki Hava Kanadı 9 ile birlikte Cumartesi günü itibarıyla ABD Hint-Pasifik Komutanlığı (INDOPACOM) bölgesinde operasyonlara başladığı bildirildi. Bu gelişme, ABD'nin Orta Doğu'daki deniz gücü varlığını yeniden şekillendiren önemli bir hareketlilik olarak değerlendiriliyor.
Görev Süresi ve Kapsamı
USS Abraham Lincoln, bölgeye ilk olarak İsrail-Hamas çatışmasının ardından artan gerilim ve Husi saldırıları nedeniyle Ağustos 2024'te konuşlandırılmıştı. Görev süresi boyunca Kızıldeniz, Umman Denizi ve Basra Körfezi'nde devriye görevleri icra eden gemi, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine destek sağlamış ve ticari gemilerin güvenliğini korumaya çalışmıştı. Uçak gemisinin varlığı, özellikle İran ile yaşanan gerilimlerde caydırıcılık unsuru olarak öne çıkmıştı. Lincoln'ün görev süresi, ABD Donanması tarihindeki en uzun konuşlanma dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Geminin ayrılışı, bölgedeki ABD askeri varlığının azaltılması yönünde bir işaret olarak yorumlanıyor. Ancak Pentagon'un, bölgedeki gelişmelere bağlı olarak yeniden konuşlanma yapabileceği belirtiliyor. USNI News'e konuşan yetkililer, Lincoln'ün Hint Okyanusu'ndaki geçişinin rutin bir operasyon olduğunu ve geminin belirli bir süre daha bu bölgede kalacağını aktardı.
Küresel Güç Dengeleri ve Asya-Pasifik Önceliği
USS Abraham Lincoln'ün Orta Doğu'dan çekilmesi, ABD'nin askeri stratejisinde Asya-Pasifik bölgesine verdiği önceliğin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. ABD Savunma Bakanlığı'nın uzun süredir üzerinde durduğu 'Asya'ya dönüş' politikası çerçevesinde, uçak gemilerinin Pasifik'te yoğunlaştırılması hedefleniyor. Lincoln'ün 7. Filo bölgesine geçmesi, Çin'in artan deniz gücü karşısında ABD'nin müttefiklerine güvence verme amacı taşıyor.
Öte yandan, Orta Doğu'da ABD'nin uçak gemisi bulundurma sayısının azalması, bölgedeki dengeleri etkileyebilir. İsrail-İran geriliminin sürdüğü bir dönemde, ABD'nin deniz gücü varlığını azaltması, bazı analistlere göre caydırıcılıkta bir boşluk yaratabilir. Ancak ABD'nin bölgede hâlâ askeri üsleri ve diğer deniz unsurları bulunuyor. Ayrıca, Lincoln'ün yerine başka bir geminin konuşlandırılması ihtimali de gündemde.
Lincoln'ün ayrılışı, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürdüğü bir döneme denk geliyor. Saldırıların devam etmesi, ABD'nin bölgedeki angajmanının ne kadar süreceği sorusunu gündeme getiriyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamalara göre, Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları Lincoln'ün hava kanadı tarafından yürütülüyordu. Bu kanadın bölgeden ayrılması, saldırıların etkinliğini azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
USS Abraham Lincoln'ün Orta Doğu'dan ayrılması, Türkiye'nin güvenlik çevresi açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. ABD'nin bölgedeki deniz gücünü azaltması, Doğu Akdeniz ve çevresindeki güç dengelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, kendi savunma stratejisi doğrultusunda bölgedeki gelişmeleri takip ederken, ABD'nin bu hamlesinin İran ve Rusya gibi aktörlere alan açabileceği yorumları yapılıyor. Öte yandan, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki deniz ticaret güvenliğine ilişkin hassasiyeti düşünüldüğünde, bu durumun Ankara'nın bölgedeki inisiyatiflerini artırabileceği değerlendiriliyor.