New York'ta düzenlenen tenis turnuvası US Open'da mücadele eden Britanya'nın bir numarası Katie Boulter, kortlarda hissedilen esrar kokusunun konsantrasyonunu bozduğunu ve oyununu olumsuz etkilediğini belirtti. Boulter'ın bu açıklaması, turnuvanın New York'un Flushing Meadows bölgesindeki Billie Jean King National Tennis Center'da oynandığı sırada geldi. 27 yaşındaki tenisçi, son yıllarda ABD'de esrar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür şikayetlerin arttığına dikkat çekti.
Boulter'ın Şikayeti ve Turnuva Ortamı
Katie Boulter, ikinci turda Çinli rakibi Xinyu Wang'ı 6-3, 6-0'lık net skorlarla geçtikten sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Maçın ardından konuşan Boulter, “Açıkçası esrar kokusu beni gerçekten rahatsız ediyor. Sahada konsantre olmaya çalışırken bu koku dikkatimi dağıtıyor. Bu durumun turnuva boyunca devam etmesi benim için zorlayıcı olabilir” ifadelerini kullandı. İngiliz tenisçi, bu sorunun sadece kendisini etkilemediğini, diğer oyuncuların da benzer şikayetlerde bulunduğunu ancak kimsenin bu konuda açıkça konuşmadığını ima etti.
US Open, dünyanın en prestijli tenis turnuvalarından biri olarak bilinse de, son yıllarda New York'un belirli bölgelerinde esrar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte turnuva alanlarında da bu kokunun hissedildiği yönünde şikayetler artmış durumda. Billie Jean King National Tennis Center, açık hava kortları ile çevresindeki parklar, özellikle akşam saatlerinde esrar kokusunun yoğun olarak algılandığı yerler arasında gösteriliyor. Bu durum, turnuva organizatörlerinin çevresel faktörleri kontrol etmesini zorlaştırıyor.
Öte yandan, Boulter'ın bu açıklaması, tenis dünyasında geniş yankı uyandırdı. Bazı spor yorumcuları, oyuncuların performansını etkileyen bu tür unsurların turnuva yönetimi tarafından dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Turnuva yetkilileri ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak, geçtiğimiz yıllarda benzer şikayetler üzerine güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve özellikle tribünlerde esrar içilmesinin yasaklandığı biliniyor. Buna rağmen, dışarıdan gelen kokuların engellenmesi neredeyse imkansız görünüyor.
ABD'de Esrar Kullanımının Yaygınlaşması ve Sporun Etkileşimi
ABD'de esrar kullanımının yasal hale gelmesiyle birlikte, toplumun birçok kesiminde bu maddenin kullanımı normalleşmeye başladı. Eğlence amaçlı esrar kullanımı şu anda 24 eyalette yasal; New York da bu eyaletler arasında. Bu durum, açık hava etkinliklerinde esrar kokusunun daha sık duyulmasına neden oluyor. Tenis turnuvaları gibi uzun süreli ve yüksek konsantrasyon gerektiren spor organizasyonlarında bu tür çevresel faktörler, sporcuların performansını doğrudan etkileyebiliyor.
Spor dünyasında esrar kullanımına yönelik tutumlar da değişiyor. Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA), esrarı yasaklı maddeler listesinden çıkarmış değil ancak son yıllarda bu maddenin performans artırıcı değil, aksine bazı durumlarda performansı düşürücü etkisi olduğu yönünde tartışmalar sürüyor. Tenis dünyasında ise özellikle genç oyuncuların esrar kullanımıyla ilgili haberler zaman zaman gündeme geliyor. Ancak Boulter'ın şikayeti, bu maddenin kokusunun bile sporcular üzerinde olumsuz bir etki yaratabileceğini gösteriyor.
Turnuvanın organizatörleri, oyuncuların bu tür rahatsızlıklarını en aza indirmek için çeşitli önlemler üzerinde çalışıyor. Ancak açık hava kortlarında tam bir kontrol sağlamak son derece güç. Bu durum, yalnızca US Open'a özgü değil; dünyanın farklı şehirlerinde düzenlenen açık hava tenis turnuvalarında da benzer sorunlar yaşanıyor. Özellikle Miami, Los Angeles gibi esrar kullanımının yaygın olduğu şehirlerdeki turnuvalarda da bu tür şikayetler gündeme gelmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel spor organizasyonlarında yaşanan bu tür çevresel ve sosyal faktörler, Türk sporcularının da katıldığı uluslararası turnuvalarda benzer sorunlarla karşılaşılabileceğini gösteriyor. Türkiye'de esrar kullanımı yasa dışı olmakla birlikte, dünya genelinde artan esrar kullanımı ve yasallaşma eğilimi, uluslararası spor müsabakalarının düzenlendiği ortamları etkileyebilir. Türk tenisçilerin ve diğer sporcuların, bu tür durumlarla başa çıkabilmek için psikolojik olarak hazırlıklı olmaları önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı uluslararası organizasyonlarda, bu tür sorunların yaşanmaması için önleyici tedbirlerin alınması gerektiği düşünülüyor.