Ürdün, Kudüs'teki en önemli Müslüman kutsal mekanı olan Mescid-i Aksa'nın İsrail tarafından ele geçirilmesinin 'yakın' olduğu uyarısında bulundu. Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safedi, yaptığı açıklamada, İsrail'in bölgedeki tek taraflı adımlarının statükoyu bozduğunu ve Ürdün'ün yüzyılı aşkın süredir sürdürdüğü kutsal mekanların vesayetinin ciddi tehdit altında olduğunu belirtti. Bu açıklama, İsrail hükümetinin bölgedeki güvenlik uygulamalarını artırması ve aşırı sağcı bakanların kutsal mekanda ibadet taleplerinin ardından geldi.
Ürdün'ün Vesayetinin Tarihsel Arka Planı
Mescid-i Aksa, İslam dünyasının üçüncü en kutsal mekanı olarak kabul ediliyor. 1924 yılından bu yana Ürdün Haşimi Krallığı, kutsal mekanların yönetimi ve bakımı konusunda resmi vesayet yetkisine sahip. Bu statü, 1994 Ürdün-İsrail Barış Anlaşması ile de teyit edildi. Ancak Ürdünlü yetkililer, İsrail'in özellikle son yıllarda bölgedeki uygulamalarının vesayeti fiilen zayıflattığını savunuyor. Bakan Safedi, "Mescid-i Aksa'nın İslami kimliğini korumak için uluslararası toplumun harekete geçmesi gerekiyor" dedi.
İsrail tarafı ise bölgedeki güvenlik önlemlerinin kendi egemenlik hakları dahilinde olduğunu savunuyor. İsrail polisi, son dönemde Filistinli gençlerin ve ibadetçilerin kutsal mekana erişimini kısıtlayan uygulamalar getirdi. Ayrıca, İsrail hükümetindeki bazı aşırı sağcı bakanların, Musevilerin kutsal mekanda dua etmesine izin verilmesi yönündeki çıkışları, statükoyu ihlal eden bir adım olarak yorumlanıyor. Ürdün yönetimi, bu tür girişimlerin bölgesel bir dini çatışmaya yol açabileceği konusunda defalarca uyardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mescid-i Aksa üzerindeki gerilim, sadece Ürdün ve İsrail'i ilgilendirmiyor. Konu, tüm İslam dünyasını yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, son yıllarda İsrail ile normalleşme sürecine girmiş olsa da Kudüs'ün statüsü konusundaki hassasiyetlerini koruyor. Özellikle İsrail'in son dönemdeki yasadışı yerleşim faaliyetleri ve Doğu Kudüs'teki demografik değişim çabaları, Filistin davasının merkezindeki şehri daha da kırılgan hale getiriyor.
Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla Kudüs'ün statüsünün değiştirilmemesi gerektiğini vurgulasa da, İsrail bu kararlara rağmen uygulamalarını sürdürüyor. Ürdün'ün uyarısı, bir kez daha uluslararası hukukun ve ikili anlaşmaların zayıflığını gözler önüne seriyor. Filistin yönetimi de Ürdün'ün açıklamasını destekleyerek, İsrail'in kutsal mekana yönelik her türlü müdahalesinin 'savaş ilanı' anlamına geleceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin bir kez daha ön plana çıkmasına neden oldu. Ankara yönetimi, geçmişte olduğu gibi Mescid-i Aksa'nın statüsüne yönelik her türlü ihlali kınayacağını ve Filistinlilerin haklarını korumak için diplomatik girişimlerini sürdüreceğini açıkladı. Türkiye, bölgesel bir güç olarak Ürdün'ün vesayetinin korunması ve Kudüs'ün İslami kimliğinin muhafaza edilmesi için İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde inisiyatif alabilir. Bu durum, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolünü güçlendirebilir ve Filistinli gruplar arasındaki uzlaşı çabalarına olumlu katkı sağlayabilir.