Ürdün'ün başkenti Amman yakınlarındaki Hamoud kasabasında 25 Ekim'de bir kiliseye düzenlenen silahlı saldırıdan kurtulan Sahar el-Halsa, yaşadığı dehşeti Reuters'a anlattı. Kuzeninin kızının cenaze töreni sırasında silahlı kişilerin kiliseye ateş açması sonucu el-Halsa, bir sütunun arkasına saklanarak kendini korumaya çalıştı. Saldırıda kuzeninin gözlerinin önünde öldüğünü söyleyen el-Halsa, olay anında büyük panik yaşandığını ifade etti.
Saldırının Arka Planı ve Tanık İfadeleri
Reuters muhabiri AbdelHadi Ramahi'nin aktardığına göre, saldırı Hamoud'daki bir kilisede düzenlenen cenaze töreni sırasında meydana geldi. Sahar el-Halsa, o sırada kuzeninin kızının cenaze merasiminde bulunuyordu. Silah seslerini duyduğunda önce ne olduğunu anlamaya çalıştığını, ardından insanların çığlık atmaya başladığını belirten el-Halsa, hemen bir sütunun arkasına saklandığını söyledi. Ancak kuzeni, saldırganların ateşi sonucu hayatını kaybetti. El-Halsa, "Kuzenim tam yanı başımdaydı, gözlerimin önünde vuruldu" diyerek yaşadığı travmayı dile getirdi.
Saldırının ardından bölgeye çok sayıda güvenlik gücü sevk edildi. Ürdün yetkilileri olayla ilgili soruşturma başlatırken, saldırganların kimliği ve motivasyonu henüz netlik kazanmadı. Ancak görgü tanıkları, saldırganların kiliseye aniden ateş açtığını ve kaçtığını belirtti. Olayda ölen ve yaralananların sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Reuters, saldırının ardından bölgedeki güvenlik önlemlerinin artırıldığını bildirdi.
Ürdün, Orta Doğu'da Hristiyan azınlığın nispeten güven içinde yaşadığı ülkelerden biri olarak biliniyor. Ancak son yıllarda artan radikalizm ve bölgesel istikrarsızlık, ülkedeki dini azınlıklar için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Hamoud gibi küçük yerleşim yerlerinde yaşanan bu tür saldırılar, toplumda korku ve güvensizlik yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Doğu'da Hristiyan topluluklara yönelik saldırılar son yıllarda artış gösterdi. Irak, Suriye ve Mısır'da kiliselere yönelik terör saldırıları, bölgedeki Hristiyan nüfusun azalmasına yol açtı. Ürdün, görece istikrarlı yapısına rağmen bu tür olaylardan muaf değil. Ülke, Suriye ve Irak'tan gelen mültecilere ev sahipliği yaparak bölgesel krizlerin yükünü taşıyor. Bu durum, sosyal ve ekonomik baskıları artırarak radikal grupların istismar edebileceği ortamlar yaratabiliyor.
Uluslararası toplum, Ürdün'deki saldırıyı kınama mesajları yayınladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Ürdün'deki masum insanlara yönelik bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyoruz" dedi. Avrupa Birliği de saldırıyı kınayarak Ürdün hükümetine destek verdiğini açıkladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise tüm ülkeleri dini hoşgörüye ve azınlıkların korunmasına çağırdı.
Uzmanlar, saldırının arkasında IŞİD veya benzeri radikal grupların olabileceğini değerlendiriyor. Ürdün, IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonda aktif rol alıyor ve ülke içinde de terörle mücadele operasyonları yürütüyor. Ancak bu tür saldırılar, güvenlik güçlerinin ne kadar etkili olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Ayrıca, saldırının Suriye sınırına yakın bir bölgede gerçekleşmesi, sınır güvenliği konusundaki endişeleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ürdün'deki kilise saldırısı, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve azınlık hakları konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, Orta Doğu'da dini ve etnik azınlıkların korunmasına önem veren bir ülke olarak, bu tür saldırıları kınıyor. Ayrıca Ürdün, Türkiye'nin bölgedeki önemli müttefiklerinden biri; ticari ve güvenlik işbirliği bulunuyor. Saldırı, bölgede radikal grupların yeniden güç kazanma potansiyeline işaret ederken, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejilerini gözden geçirmesine yol açabilir. Türkiye, benzer saldırıların kendi topraklarında yaşanmaması için istihbarat paylaşımı ve sınır kontrolünü artırabilir.