Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ne gönderilmek üzere hazırlanan insani yardımların, İsrail'in bölgeye girişi engellemesi nedeniyle depolarda son kullanma tarihinin geçtiğini söyledi. Safadi, uluslararası toplumu insani hukuku uygulamaya davet ederek daha etkili adımlar atmaya çağırdı. Açıklama, Gazze'deki insani krizin derinleştiği bir dönemde geldi.
İnsani Yardımların Bekleme Süreci ve İsrail'in Kısıtlamaları
Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, yaptığı yazılı açıklamada, Gazze'ye ulaştırılmak üzere Ürdün'deki depolarda bekletilen yardım malzemelerinin bozulmaya başladığını vurguladı. İsrail'in, yardım konvoylarının Gazze'ye girişine izin vermemesi nedeniyle tonlarca gıda, ilaç ve tıbbi malzemenin kullanılamaz hale geldiğini belirten Safadi, bu durumun uluslararası hukukun ihlali anlamına geldiğini ifade etti.
Safadi, "Gazze halkına yönelik insani yardımlar, İsrail'in keyfi kısıtlamaları yüzünden depolarda çürümeye terk ediliyor. Bu, vicdanları yaralayan bir durumdur. Uluslararası toplum, insani hukuku uygulamak için somut adımlar atmak zorundadır" dedi. Ürdün'ün, Gazze'ye yönelik yardımların kesintisiz ulaştırılması için yoğun diplomatik çaba sarf ettiğini ancak İsrail'in engellemelerinin devam ettiğini kaydetti.
İsrail, Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye yönelik sıkı bir abluka uyguluyor. Yardım tırlarının sınır kapılarından geçişi aylarca sürebiliyor veya tamamen engellenebiliyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli insani yardım kuruluşları, Gazze'de yaşayan 2 milyonun üzerinde insanın temel gıda, su ve tıbbi malzemeye erişimde ciddi sıkıntı yaşadığını raporluyor. Dünya Sağlık Örgütü, bölgede salgın hastalık riskinin arttığına dikkat çekiyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Ürdün'ün çağrısı, uluslararası alanda yankı buldu. Avrupa Birliği ve bazı Arap ülkeleri, İsrail'in yardım engellemelerinin derhal durdurulması gerektiğini belirtti. Ancak şu ana kadar somut bir yaptırım veya zorlayıcı mekanizma devreye alınmadı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze'de işlenen olası savaş suçlarına ilişkin soruşturma yürütüyor. BM Güvenlik Konseyi'nde ise ateşkes çağrıları, daimi üyelerin veto yetkisi nedeniyle defalarca engellendi.
Uzmanlar, İsrail'in yardım girişini kısıtlamasının, Cenevre Sözleşmeleri kapsamında işgalci gücün yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirtiyor. İşgalci güç, işgal ettiği bölgede yaşayan sivillerin temel ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Ancak İsrail, yardımların Hamas tarafından ele geçirilebileceği gerekçesiyle kısıtlamaları sürdürüyor. Yardım kuruluşları ise bu gerekçenin insani felaketi önlemek için yeterli olmadığını savunuyor.
Ürdün, uzun süredir Gazze'ye insani yardım ulaştırmak için hava köprüsü kurmuş ve Kral Abdullah liderliğinde diplomatik girişimler yürütüyor. Ürdün ayrıca, Filistinli mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerden biri olarak bölgesel istikrarın korunmasında kritik rol oynuyor. Safadi'nin açıklamaları, Ürdün'ün insani diplomasi çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'ye insani yardımların engellenmesi, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasi ve Filistin politikası açısından yakından takip ettiği bir konudur. Türkiye, İsrail'in yardım kısıtlamalarını eleştirerek uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmakta; benzer şekilde Ürdün ile koordinasyon içinde Gazze'ye yardım ulaştırma çabalarını sürdürmektedir. Türk dış politikası, insani hukukun uygulanması ve Filistinlilerin temel haklarının korunması noktasında Ürdün'ün pozisyonuyla örtüşmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için diplomatik girişimlerini güçlendirmesine zemin hazırlarken, aynı zamanda Batılı müttefiklerle insani değerler üzerinden diyalog kurmasına imkân tanımaktadır. Türkiye'nin, Gazze'deki insani krizin çözümü için BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında daha fazla inisiyatif alması beklenebilir.