ABD'nin 250. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Beyaz Saray tarafından düzenlenen kutlamalara karşı bir grup ünlü isim, Cumartesi günü yayımladıkları bir videoda Timothy Snyder'ın popüler anti-propaganda kitabı "On Tyranny"yi seslendirdi. Sarah Jessica Parker'ın anlatımıyla hazırlanan videoda Mark Ruffalo, Joan Baez, Lena Dunham ve daha pek çok tanınmış yüz yer aldı. Bu girişim, Trump yönetiminin milliyetçi söylemine ve artan otoriter eğilimlere karşı entelektüel bir duruş olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı: Sanat ve aktivizm el ele
Timothy Snyder'ın 2017 tarihli eseri "On Tyranny: Twenty Lessons from the Twentieth Century", küresel çapta otoriterleşme tehlikesine karşı bireysel ve toplumsal direniş yollarını anlatıyor. Kitap, özellikle Trump'ın seçilmesinin ardından ABD'de geniş yankı uyandırmıştı. Ünlülerin bu kitabı seslendirmesi, hem Trump'ın 'Amerika 250' söylemine alternatif bir tarih perspektifi sunuyor hem de demokratik değerlerin altını çiziyor.
Başkan Biden döneminde başlatılan 'Amerika 250' kutlamaları, ülkenin bağımsızlığının 250. yılına denk gelen etkinliklerle dolu geçiyor. Trump yönetimi ise bu kutlamaları Amerikan milliyetçiliği ve gücünün bir göstergesi olarak kullanmayı planlıyordu. Ancak ünlülerin bu girişimi, kutlamaların gölgesinde kalan otoriter eğilimlere dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Demokrasi mücadelesine sanatçı desteği
Bu tür sanatsal aktivizm, ABD'de yeni değil. Vietnam Savaşı'ndan bu yana, sanatçılar savaş karşıtı ve insan hakları hareketlerinde aktif rol oynadı. Ancak Snyder'ın 'On Tyranny' kitabının bu şekilde seslendirilmesi, günümüz dünyasında demokrasinin karşı karşıya olduğu tehditleri hatırlatması açısından anlamlı. Benzer şeyler Polonya, Macaristan ve Brezilya'da da yaşanıyor; otoriter liderlere karşı entelektüeller ve sanatçılar benzer sembolik eylemlerde bulunuyor.
Özellikle Avrupa'da yükselen aşırı sağ hareketler ve ABD'deki siyasi kutuplaşma, Snyder'ın mesajını daha da güncel hale getiriyor. Kitapta yer alan "bir kuruma katılın" veya "bir arkadaşa sarılın" gibi basit ama güçlü tavsiyeler, toplumsal dayanışmanın önemini vurguluyor. Ünlülerin bu mesajı milyonlara ulaştırması, demokrasi mücadelesinde sembolik bir güç oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin güçlü bir sivil toplum ve ifade özgürlüğü geleneği olmasına rağmen, son yıllarda siyasi kutuplaşmanın yanı sıra medya ve sanat üzerindeki baskılar dikkat çekiyor. Bu nedenle, ABD'deki bu tür sanatsal aktivizm örnekleri, Türk kamuoyu için de anlam taşıyor. Sanatçıların siyasi mesaj vermesi, otoriter eğilimlere karşı direnişin evrensel bir ifadesi olarak görülebilir. Türkiye'de de benzer şekilde, demokrasi savunucuları kültürel etkinlikler yoluyla farkındalık yaratmaya çalışıyor. Küresel demokrasi krizinin bir parçası olarak Türkiye, bu tür uluslararası dayanışma girişimlerinden doğrudan etkilenmese de, bu girişimin yarattığı sembolik etki, tüm dünyada demokrasi yanlısı hareketleri motive edebilir.