Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), gelişmekte olan ülkelerin artan borç yükü altında eğitim bütçelerini koruyabilmeleri için borç-eğitim takası (debt-for-education swap) mekanizmasının daha geniş çapta kullanılması çağrısında bulundu. Bu mekanizma, ülkelerin mevcut borçlarını yeniden finanse etmelerine veya borçlarını itfa ederek elde ettikleri tasarrufları doğrudan eğitim yatırımlarına yönlendirmelerine olanak tanıyor. UNESCO'nun raporuna göre, küresel ölçekte eğitim finansmanı açığı yılda 100 milyar doları aşarken, birçok düşük ve orta gelirli ülke borç servisi nedeniyle eğitime ayrılan kaynakları kısmak zorunda kalıyor.
Borç-Eğitim Takası Nasıl İşliyor?
Borç-eğitim takası, temelde borçlu ülke ile alacaklı arasında yapılan bir anlaşmaya dayanıyor. Alacaklı, borcun bir kısmını silmeyi veya yeniden yapılandırmayı kabul ediyor, buna karşılık borçlu ülke, belirli bir eğitim programına veya projesine yerel para cinsinden yatırım yapmayı taahhüt ediyor. Bu yöntem, daha önce borç-doğa takası (debt-for-nature swap) olarak çevre koruma alanında başarıyla uygulanmıştı. UNESCO, benzer bir modelin eğitimde de hayata geçirilebileceğini savunuyor. Örneğin, 2020'de Küba, İspanya ile yaptığı bir anlaşma kapsamında eğitim projelerine kaynak aktarmıştı. Benzer şekilde, Endonezya ve bazı Afrika ülkeleri de borç takasını eğitim alanında denemişti.
Küresel ve Bölgesel Boyut
UNESCO'nun önerisi, özellikle Asya-Pasifik ve Afrika kıtalarındaki yüksek borçlu ülkeler için bir umut ışığı olarak görülüyor. Dünya Bankası verilerine göre, 2023 itibarıyla gelişmekte olan ülkelerin toplam dış borcu 4 trilyon doları aşmış durumda. Borç servisinin milli gelire oranı birçok ülkede yüzde 10'un üzerine çıkarken, eğitim harcamaları milli gelirin ortalama yüzde 4'ü seviyesinde seyrediyor. Bu durum, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne ulaşmayı zorlaştırıyor. UNESCO'nun çağrısı, G20 ve uluslararası finans kuruluşları nezdinde de tartışılmaya başlandı. Ancak eleştirmenler, takas mekanizmasının borçlu ülkelerin mali disiplinini zayıflatabileceğini ve yeni borçlanmayı teşvik edebileceğini öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, borç-eğitim takası mekanizmasında doğrudan bir taraf olmasa da, bu gelişme küresel eğitim finansmanı tartışmalarına katkı sağlaması açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika ve Orta Asya'da eğitim alanında aktif bir dış politika izliyor; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Yunus Emre Enstitüsü aracılığıyla birçok ülkede okul ve eğitim merkezi açıyor. Borç-eğitim takası, Türkiye'nin bu bölgelerdeki yumuşak gücünü artırmak için yeni bir araç olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi eğitim bütçesini koruma çabalarına dolaylı olarak katkı sağlayacak küresel farkındalık yaratması da mümkün.