Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), İsrail'in sert itirazlarına rağmen, Batı Şeria'da bulunan Eriha kentindeki antik Tell es-Sultan arkeolojik alanını 'tehlike altındaki Dünya Mirası' listesine ekledi. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen 45. Dünya Miras Komitesi toplantısında alınan karar, Filistin yönetimi tarafından memnuniyetle karşılanırken, İsrail Dışişleri Bakanlığı kararı 'siyasi bir karikatür' olarak nitelendirdi. Karar, bölgedeki kültürel mirasın korunması konusundaki uluslararası tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Tell es-Sultan'ın Tarihi ve Önemi
Eriha'nın hemen kuzeybatısında yer alan Tell es-Sultan, yaklaşık 10.000 yıl önceye tarihlenen Neolitik döneme ait kalıntılarıyla, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Arkeologlar, burada ortaya çıkarılan kule, sur ve diğer yapıların, tarım devrimi ve yerleşik hayata geçişin en erken kanıtlarından bazılarını sunduğunu belirtiyor. Alan, 2019 yılında UNESCO'nun geçici miras listesine alınmıştı.
Filistin Turizm ve Eski Eserler Bakanı Rula Ma'ay'a, kararın ardından yaptığı açıklamada, 'Bu, Filistin'in tarihi ve kültürel kimliğinin bir zaferidir. Tell es-Sultan, dünya mirasının bir parçasıdır ve bu unvan, onun korunması için uluslararası desteği artıracaktır' dedi. Ma'ay'a, ayrıca İsrail işgali altında alanın ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bu nedenle 'tehlike altında' statüsünün gerekli olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
UNESCO'nun bu kararı, İsrail ile Filistin arasındaki kültürel miras üzerindeki nüfuz mücadelesinin bir yansıması olarak görülüyor. İsrail, 2017 yılında ABD ile birlikte UNESCO'dan çekilmiş, ancak 2023 yılında yeniden üye olmuştu. İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lior Haiat, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "UNESCO, siyasi çıkarlar için tarihi çarpıtmayı sürdürüyor. Bu karar, Filistinlilerin müzakerelerdeki tutumunu güçlendirmek için bir araç olarak kullanılıyor" ifadelerini kullandı. Haiat, ayrıca alanın İsrail kontrolünde olduğunu ve bu nedenle 'tehlike altında' ilanının gereksiz olduğunu savundu.
Öte yandan, Filistin tarafı, İsrail'in Kudüs'teki kutsal mekanlarda yaptığı arkeolojik kazıların ve inşaat faaliyetlerinin bölgenin kültürel dokusuna zarar verdiğini iddia ediyor. UNESCO'nun bu kararı, iki taraf arasındaki tarihi ve dini anlatıların çatıştığı bir zeminde, uluslararası toplumun Filistin kültürel mirasını koruma yönündeki iradesini gösteriyor. Ayrıca, kararın, İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne yönelik barış sürecine dolaylı da olsa etki etmesi bekleniyor; zira kültürel miras, kimlik ve toprak üzerindeki anlaşmazlığın ayrılmaz bir parçası.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki kültürel diplomasi stratejisi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek kapsamında, Kudüs ve çevresindeki İslami ve tarihi mekanların korunmasına yönelik uluslararası girişimleri destekliyor. Ancak Türkiye'nin UNESCO nezdindeki tutumu, hem Filistin'in hem de bölgedeki diğer Müslüman toplumların kültürel mirasının korunmasını önceliklendiriyor. Tell es-Sultan kararı, Türkiye'nin bu alandaki hassasiyetini dolaylı olarak güçlendiriyor; ancak Türkiye'nin kendi topraklarındaki bazı arkeolojik alanlarda da benzer koruma talepleriyle karşı karşıya kaldığı biliniyor. Bu bağlamda, UNESCO kararının, uluslararası hukuk ve kültürel mirasın korunması bağlamında emsal oluşturması, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel aktörlerin çıkarları açısından genel bir öneme sahip.