İran savaşı giderek tırmanırken, ABD'nin eski müttefiki ve Tahran ile Washington arasında arabuluculuk yapan Umman, beklenmedik bir şekilde Trump yönetiminin hedef tahtasına oturdu. Tarihsel olarak bölgede tarafsız bir konum izleyen ve diplomatik temaslarını sessizce yürüten Umman, şimdi hem ABD'nin hem de bazı komşu ülkelerin baskısıyla karşı karşıya. Bu gelişme, Basra Körfezi'ndaki hassas dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Umman'ın Geleneksel Dış Politikası ve İran Bağlantısı
Umman, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri arasında en bağımsız dış politikaya sahip ülkelerden biri olarak bilinir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerin aksine, Umman uzun yıllar boyunca İran'la dostane ilişkilerini sürdürmüş, hatta 2015 yılında İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) gizli müzakerelerine ev sahipliği yapmıştı.
Trump yönetimi, 2018 yılında nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekildikten sonra İran'a karşı maksimum baskı politikası uygulamaya başladı. Bu politika kapsamında, İran'la ekonomik ve diplomatik ilişkileri olan ülkeler hedef alındı. Umman, coğrafi konumu ve İran'la olan ticari bağları nedeniyle bu baskının en yoğun hissedildiği ülkelerden biri oldu. Özellikle Umman üzerinden İran'a yapılan mal akışının ABD tarafından engellenmek istenmesi, iki ülke arasında gerilime yol açtı.
Trump yönetimi ayrıca Umman'ın Yemen'deki Husilere yönelik arabuluculuk çabalarını da sorgulamaya başladı. Umman, Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı savaşan Husilerle doğrudan temas halindeydi. ABD, Husileri İran'ın vekili olarak görüyor ve Umman'ın bu rolünü rahatsız edici buluyordu.
Komşularla Gerilim ve Bölgesel Boyut
Umman'ın bu politikaları, sadece ABD ile değil, aynı zamanda bölgesel rakipleriyle de arasını açtı. Özellikle BAE ve Suudi Arabistan, Umman'ın İran'a karşı daha sert bir tutum almasını talep ediyordu. Bu ülkeler, Umman'ın İran'la ekonomik ilişkilerini kesmesini ve Yemen'deki Husilere verdiği (resmi olmayan) desteği sonlandırmasını istiyordu.
Umman ise bu baskılara rağmen, geleneksel denge politikasını sürdürmeye çalışıyor. Sultan Heysem bin Tarık, tahta çıktığı 2020 yılından bu yana ülkesini bölgesel krizlerden uzak tutmaya ve ekonomik zorluklarla başa çıkmaya odaklanmış durumda. Ancak Umman ekonomisi de büyük ölçüde petrole bağımlı ve küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ülkeyi zor durumda bırakıyor. ABD yaptırımları ve komşu baskısı, Umman'ın manevra alanını daraltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Umman, Türkiye'nin Körfez bölgesindeki dengeli ilişkiler yürüttüğü ülkelerden biridir. İran'la yapıcı diyalog kurabilen ve ABD ile bağlarını koparmayan Umman'ın sıkışması, bölgede Türkiye'nin elini güçlendirebileceği gibi, aynı zamanda yeni bir kriz alanı da yaratabilir. Türkiye, Umman üzerinden İran'la dolaylı temaslarını sürdürebilir, ancak Trump yönetiminin sert baskısı bu kanalı tıkayabilir. Ayrıca Umman'ın istikrarının bozulması, Yemen ve Basra Körfezi'nde Türkiye'nin de etkilenebileceği yeni göç ve güvenlik sorunlarına yol açabilir. Ankara, Umman'ın diplomatik rolünün korunmasından yana bir tutum izlemeli, ancak ABD ile ilişkilerini de riske atmamalıdır.