New York'ta 2023 yılının Temmuz ayında bir benzin istasyonunda çıkan tartışma, voguing dansçısı O'Shae Sibley'in bıçaklanarak öldürülmesiyle sonuçlandı. Sanık Dmitriy Popov, geçtiğimiz günlerde nefret suçu kapsamında adam öldürmekten suçlu bulundu. Mahkeme, 25 yıla kadar hapis cezası öngören bir karara imza attı. Olay, LGBTQ+ bireylere yönelik şiddetin ABD'de ne denli yaygın olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı. Popov'un avukatı, müvekkilinin kendini savunma yaptığını iddia etse de jüri, cinayetin mağdurun cinsel yönelimi nedeniyle işlendiğine hükmetti.
Gelişmenin arka planı
Olay, 29 Temmuz 2023 gecesi Brooklyn'deki bir benzin istasyonunda meydana geldi. 28 yaşındaki O'Shae Sibley, arkadaşlarıyla birlikteydi ve bir kadın şarkıcının hit şarkısına voguing yapıyordu. Görgü tanıklarına göre, 30 yaşındaki Dmitriy Popov ve arkadaşları, Sibley ve arkadaşlarına eşcinsel oldukları için hakaretler yağdırdı. Tartışma kısa sürede fiziksel kavgaya dönüştü. Popov, Sibley'i göğsünden bıçakladı. Sibley kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Polis, olay yerinden kaçan Popov'u kısa sürede yakaladı. Soruşturma sırasında Popov'un daha önce de nefret suçlarıyla bağlantılı olmadığı ancak sosyal medya paylaşımlarında homofobik ifadeler kullandığı tespit edildi. Mahkeme sürecinde savcılık, cinayetin nefret saikiyle işlendiğini kanıtlamak için tanık ifadeleri ve dijital deliller sundu. Jüri, Popov'u ikinci derece adam öldürme ve nefret suçu kapsamında suçlu buldu. Karar, New York'ta nefret suçu yasalarının ne kadar caydırıcı olduğu tartışmalarını da beraberinde getirdi. New York Eyaleti'nde nefret suçu işleyenler, cezalarını ağırlaştırılmış şartlarda çekiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, ABD'de LGBTQ+ bireylere yönelik artan nefret suçlarının bir örneği olarak uluslararası basında geniş yankı buldu. FBI verilerine göre, 2023 yılında ABD genelinde cinsel yönelim temelli nefret suçlarında %13 artış yaşandı. Özellikle siyahi eşcinsel bireyler, hem ırk hem de cinsel kimlik temelli ayrımcılığa maruz kalıyor. Voguing kültürü, Afro-Amerikan ve Latin kökenli LGBTQ+ topluluklar arasında doğmuş bir dans türü. Sibley'in ölümü, bu kültürün maruz kaldığı şiddeti sembolize ediyor. Küresel çapta ise, nefret suçlarına karşı yasal düzenlemeler tartışılıyor. Birleşmiş Milletler, nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadele için üye ülkelere daha etkin yasalar çıkarma çağrısı yapıyor. Avrupa Birliği'nde de benzer vakalar raporlanıyor. Türkiye'de ise nefret suçları kavramı henüz ceza kanununda ayrı bir suç olarak düzenlenmiş değil, ancak sivil toplum örgütleri bu konuda yasal düzenleme talep ediyor. Sibley davası, uluslararası insan hakları örgütlerinin gündeminde yer alıyor ve LGBTQ+ hakları mücadelesine yeni bir ivme kazandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de nefret suçlarıyla mücadele konusunda mevcut yasal eksiklikleri dolaylı olarak gündeme getiriyor. Türkiye'de cinsel yönelim temelli nefret suçları ayrı bir suç olarak tanımlanmamıştır. Bu durum, uluslararası insan hakları raporlarında sıkça eleştirilmektedir. Ayrıca, ABD'deki bu tür davalar, Türkiye'deki LGBTQ+ bireylerin güvenlik endişelerini artırabilir. Küresel bağlamda ise, nefret suçlarıyla mücadelede yasal standartların yükseltilmesi, Türkiye'nin AB'ye uyum sürecinde dikkate alması gereken bir konudur. Sibley davası, uluslararası kamuoyunda yankı uyandırarak, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının nefret suçları yasası talebini güçlendirebilir.