Umman ve İran, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan stratejik Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimini müzakere etmek üzere bir ortak çalışma grubu kurma konusunda anlaştı. Umman Dışişleri Bakanlığı tarafından Salı günü yapılan açıklamada, iki ülkenin başkent Maskat'ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından bu kararı aldığı bildirildi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı habere göre, çalışma grubu boğazdan geçiş güvenliği, çevre koruma ve deniz hukuku konularını ele alacak. Girişim, bölgede son dönemde artan gerginlikler ve deniz güvenliği endişeleri ışığında önem kazanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sessiz Diplomasi ve Stratejik Ortaklık
Umman ve İran arasındaki anlaşma, aslında uzun süredir devam eden bir diplomatik temasın sonucu olarak değerlendiriliyor. Umman, Körfez bölgesinde geleneksel olarak arabulucu rolü üstlenen bir ülke konumunda. Sultan Heysem bin Tarık döneminde de bu politika sürdürülüyor. İran ise, uluslararası yaptırımlar ve bölgesel izolasyonla mücadele ederken, özellikle deniz güvenliği konularında iş birliğine açık sinyaller veriyor.
Görüşmelerin Maskat'ta yapılması, bu sessiz diplomasinin bir göstergesi. Umman, daha önce de 2015 yılında İran nükleer anlaşmasına giden süreçte ABD ile İran arasında dolaylı görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Ayrıca Yemen'deki savaşın sonlandırılması için de aktif bir rol oynuyor. Şimdi ise odak, dünya enerji tedarikinde kritik bir darboğaz olan Hürmüz Boğazı'nın yönetimi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Güvenliğinin Anahtarı
Hürmüz Boğazı, sadece İran ve Umman için değil, tüm küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, BAE ve Katar gibi ülkelerin ham petrol ihracatının büyük kısmı bu boğazdan geçiyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, 2022'de boğazdan günde ortalama 21 milyon varil petrol geçti. Bu, küresel petrol tüketiminin yaklaşık %21'ine denk geliyor.
Son yıllarda İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan gerginlikler, boğazın kapatılması ihtimalini sıkça gündeme getirdi. 2019'da İran'a yakın unsurlar tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen tanker saldırıları, bölgede deniz güvenliğini ciddi şekilde sarsmıştı. Bu nedenle, Umman ve İran'ın ortak bir çalışma grubu kurması, bölgesel güçlerin ve uluslararası toplumun kaygılarını hafifletebilir. Ancak anlaşmanın kapsamı ve uygulanabilirliği henüz net değil. İran'ın, bu girişimi kendi çıkarları doğrultusunda bir araç olarak kullanıp kullanmayacağı merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin bu girişim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından önemli yansımalara sahip. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkeleri ve İran'dan karşılıyor. Boğazda yaşanacak herhangi bir aksama, Türkiye'nin enerji fiyatları ve tedarik güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, enerji koridoru olma hedefi kapsamında, Hazar ve Orta Doğu kaynaklarını Avrupa'ya taşıyan projelerde aktif rol oynuyor. Umman-İran iş birliği, bu koridorların güvenliğini artıracak bir adım olarak görülebilir. Türkiye'nin bölgedeki dengeli politikası ve Umman ile olan iyi ilişkileri, potansiyel bir arabuluculuk veya iş birliği fırsatı sunabilir. Bununla birlikte, İran'la yürütülen bu tür bir ortaklığın, ABD yaptırımları nedeniyle Türkiye'yi zor durumda bırakma riski de bulunuyor. Ancak genel olarak, boğazın istikrara kavuşması Türkiye'nin çıkarına olacaktır.