Uluslararası öğrenci hareketliliğinde dengeler değişiyor. İngiltere ve ABD'de uygulanan sıkı göç politikaları ile yükselen eğitim ücretleri, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencileri bu ülkelerden uzaklaştırırken, Almanya, Fransa ve Hollanda gibi kıta Avrupası ülkeleri küresel öğrenci yarışında açık ara öne geçmiş durumda. Son veriler, uluslararası öğrencilerin artık daha uygun maliyetli, daha kapsayıcı ve iş piyasasına daha iyi entegre olmuş eğitim sistemlerine yöneldiğini gösteriyor. Bu eğilim, küresel eğitim haritasını yeniden şekillendirirken, İngiltere ve ABD'nin ekonomik ve kültürel cazibesini de ciddi biçimde tehdit ediyor.
Küresel Öğrenci Hareketliliğinde Yeni Dönem: İngiltere ve ABD Geriliyor
Koronavirüs pandemisinin ardından toparlanma sürecine giren uluslararası eğitim sektörü, 2023 ve 2024 yıllarında köklü bir dönüşüm yaşıyor. İngiltere Üniversiteler Birliği'nin (Universities UK) yayımladığı son rapora göre, 2023-2024 akademik yılında İngiltere'ye gelen uluslararası öğrenci sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 15 oranında azaldı. Bu düşüşte en büyük etken, 2024 yılında yürürlüğe giren ve bakım masraflarını karşılayamayan öğrencilerin vize başvurularını engelleyen katı göç kuralları oldu. İçişleri Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, öğrenci vizesi başvurularında özellikle Güney Asya ve Nijerya'dan gelen talepler yüzde 40'a varan oranlarda geriledi.
Benzer bir tablo ABD için de geçerli. Amerikan Eğitim Konseyi'nin (American Council on Education) 2024 raporu, ABD'ye kayıt yaptıran uluslararası öğrenci sayısında pandemi öncesi seviyelere hâlâ ulaşılamadığını ortaya koyuyor. Özellikle Trump yönetimi döneminde uygulanan vize kısıtlamaları ve artan güvenlik endişeleri, Çin ve Hindistan gibi büyük öğrenci kaynağı ülkelerdeki aileleri alternatif arayışlara itiyor. Buna ek olarak, ABD'de eyalet üniversitelerinin harç ücretlerinin yıllık ortalama 30 bin doları aşması, birçok öğrenci için ciddi bir mali engel oluşturuyor.
Bu gelişmeler karşısında, kıta Avrupası ülkeleri adeta bir fırsat yakaladı. Almanya, Fransa ve Hollanda, hem düşük harç ücretleri hem de iş piyasasına entegrasyon politikalarıyla uluslararası öğrencilerin yeni gözdesi haline geldi. Alman Akademik Değişim Servisi (DAAD) verilerine göre, 2023 yılında Almanya'daki üniversitelerde kayıtlı uluslararası öğrenci sayısı 400 bini aşarak rekor kırdı. Bu öğrencilerin büyük bir bölümü, mühendislik ve bilgisayar bilimleri gibi Almanya'nın güçlü olduğu alanlarda eğitim alıyor. Fransa ise, devlet üniversitelerinde uygulanan düşük harç ücretleri ve Fransızca dil kurslarına sağlanan desteklerle, özellikle Kuzey Afrika ve Orta Doğu'dan gelen öğrencileri cezbediyor.
Küresel Eğitim Pazarında Yeni Denge: Cazibe ve Politika Çelişkisi
Uluslararası öğrencilerin yönelimindeki bu değişim, yalnızca eğitim sektörünü değil, aynı zamanda iş piyasalarını ve demografik yapıları da etkiliyor. İngiltere ve ABD, onlarca yıldır küresel eğitim pazarının iki büyük oyuncusu konumundaydı. Bu ülkeler, uluslararası öğrencilerin ödediği yüksek harç ücretleri sayesinde üniversitelerine önemli bir finansman sağlarken, mezun olduktan sonra ülkede kalan öğrencilerle nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılıyordu. Ancak son yıllarda artan göçmen karşıtlığı ve politik baskılar, bu ülkeleri kendi avantajlarına sırt çevirmeye itiyor.
İngiltere'de hükümet, göçmen sayısını azaltma hedefi doğrultusunda uluslararası öğrencilerin ailelerini getirmesini kısıtladı ve bazı öğrenci vizelerini iptal etti. Bu politikalar, başta Hindistan olmak üzere birçok ülkeden gelen öğrencinin gözünü Almanya ve Kanada gibi daha esnek göç politikalarına çevirmesine neden oldu. Uzmanlar, İngiltere'nin bu tutumunun uzun vadede bilimsel araştırma kapasitesini ve küresel rekabet gücünü olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıyor.
ABD'de ise durum biraz daha farklı. Biden yönetimi, vize süreçlerini kolaylaştırma ve STEM alanlarında öğrenci kalımlarını artırma yönünde adımlar attı. Ancak ülkedeki siyasi belirsizlikler ve güvenlik endişeleri, özellikle Çinli öğrenciler üzerinde baskı yaratıyor. Çinli öğrenciler, ABD'deki uluslararası öğrenci nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor. İki ülke arasındaki gerginlikler, bu öğrencilerin Kanada, Avustralya ve Avrupa ülkelerine yönelmesine yol açıyor. Bu durum, ABD'nin teknoloji sektöründe ihtiyaç duyduğu yetenek havuzunun daralması anlamına geliyor.
Öte yandan, kıta Avrupası'nın yükselişi yalnızca göç politikalarındaki farklılıktan kaynaklanmıyor. Avrupa üniversiteleri, özellikle mühendislik ve doğa bilimleri alanlarında küresel sıralamalarda üst sıralara oynamaya başladı. Times Higher Education'ın 2025 sıralamasında ilk 100'e giren Avrupa üniversitelerinin sayısı 40'ı aştı. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin Erasmus+ programı ve uluslararası öğrencilere yönelik çeşitli burs olanakları, kıtayı cazip kılan bir diğer etken. Almanya'nın mühendislik fakülteleri, İngilizce programların sayısını artırırken, Fransa da İngilizce eğitim veren işletme okullarıyla öne çıkıyor.
Bu yeni denge, küresel eğitim pazarının geleceğini şekillendirirken, ülkelerin sadece eğitim kalitesiyle değil, öğrencilere sundukları fırsatlarla da rekabet ettiğini gösteriyor. İngiltere ve ABD'nin, mevcut katı politikalarını gözden geçirmemeleri halinde, bu alandaki üstünlüklerini kalıcı olarak kaybedebilecekleri belirtiliyor. Kıta Avrupası ise, açık kapı politikası ve entegrasyon odaklı yaklaşımıyla, küresel yetenekleri kendine çekmeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel öğrenci hareketliliğindeki bu değişim, Türkiye için hem fırsat hem de tehdit barındırıyor. Türkiye, uluslararası öğrenciler için bölgesel bir eğitim merkezi olma hedefini sürdürürken, Türk öğrencilerin en çok tercih ettiği ülkelerin başında gelen İngiltere ve ABD'deki kısıtlamalar, Türkiye'yi alternatif bir destinasyon haline getirebilir. Özellikle Orta Doğu ve Balkanlar'daki öğrenciler, coğrafi ve kültürel yakınlık nedeniyle Türkiye'yi daha fazla tercih edebilir. Ancak Türkiye'nin yükseköğretimde uluslararasılaşma kapasitesini artırması, İngilizce program sayısını çoğaltması ve mezuniyet sonrası oturum izni gibi teşvikler sunması gerekiyor. Aksi takdirde, bu fırsat penceresi kapanabilir ve Türk öğrenciler de Almanya, Fransa gibi ülkelere yönelebilir.