Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) üye devletleri, İngiliz hukukçu Karim Khan'ı başsavcılık görevinden oy çokluğuyla aldı. Karar, Khan hakkında yürütülen soruşturmada ciddi görev ihlali tespit edilmesinin ardından geldi. Lahey merkezli mahkemenin 124 üyesi, Cuma günü yapılan oylamada, Khan'ın görevden alınmasına ilişkin önergeyi büyük çoğunlukla onayladı. Karar, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarihinde bir ilk olarak kayda geçti. Khan, 2021'den bu yana mahkemenin başsavcısı olarak görev yapıyordu ve görev süresi 2027'ye kadar devam ediyordu.
Gelişmenin Arka Planı: Cinsel Taciz İddiaları ve Ciddi Görev İhlali
Görevden alma kararının temelinde, Khan'ın bir kadın avukata yönelik cinsel taciz iddiaları yatıyor. 2023 yılında, mahkeme içinde görev yapan bir avukat olan Paolina Massidda, Khan'ın kendisine karşı "istem dışı dokunma" ve "zorlayıcı davranışlarda" bulunduğunu öne sürmüştü. Massidda, UCM'nin jargonunda "mağdur hukuk müşaviri" olarak bilinen bir pozisyonda çalışıyordu. İddialar üzerine mahkeme, bağımsız bir gözden geçirme mekanizması kurmuş ve bu mekanizma, kapsamlı bir soruşturma yürütmüştü.
Soruşturma sonucunda, 2025 yılının başında UCM'nin iç denetim birimi, Khan'ın davranışlarının ciddi bir görev ihlali oluşturduğunu tespit etmişti. Rapor, Khan'ın hem karar alma süreçlerinde hem de personel yönetiminde yetkisini kötüye kullandığını ortaya koydu. Ayrıca, Khan'ın iddiaları araştırmakla görevli ekibe müdahale etmeye çalıştığı ve tanıkları etkilemeye yönelik girişimlerde bulunduğu kaydedildi. Kurul, bu davranışların mahkemenin itibarını zedelediğini ve bağımsızlığına gölge düşürdüğünü belirtti.
Görevden alma sürecinde UCM üye devletleri, New York'taki genel kurulda toplandı. Oylamada, Khan'ın görevden alınmasını öngören karar, 91 ülkenin desteğiyle kabul edilirken, 28 ülke aleyhte oy kullandı, 5 ülke ise çekimser kaldı. Kararın ardından Khan'ın görevi derhal sona erdi. Boşalan başsavcılık koltuğu için atanma sürecinin önümüzdeki aylarda başlaması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: UCM'nin Güvenilirliği ve Uluslararası Hukuk
Bu karar, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kuruluşundan bu yana en yüksek düzeydeki yetkili hakkında verilen en sert yaptırım olma özelliği taşıyor. Mahkemenin bugüne kadar devlet başkanları ve üst düzey yetkililer hakkında yürüttüğü soruşturmalarla bilinmesine karşın, kendi içinde yaşanan bu tür bir skandal, mahkemenin kurumsal meşruiyeti açısından ciddi bir sınav olarak değerlendiriliyor. UCM Genel Sekreteri Philippe Kirsch, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Bu karar, hukukun üstünlüğüne bağlılığımızın açık bir göstergesidir. Mahkemenin saygınlığı, görevlilerinin etik davranışlarına bağlıdır." ifadelerini kullandı.
Karar, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere birçok devletin UCM'ye yönelik eleştirilerini de gündeme taşıdı. UCM, uzun süredir bazı ülkeler tarafından "Batı'nın emperyalist aracı" olmakla suçlanıyordu. Khan'ın görevden alınması, bu eleştirileri bir ölçüde hafifletebilirken, aynı zamanda mahkemenin iç işlerindeki sorunları da gözler önüne serdi. Öte yandan, Khan'ın özellikle Rusya ve İsrail'e yönelik tutumu, Batılı ülkeler tarafından sık sık eleştirilmiş, hatta bazı çevrelerce "Batı karşıtı" olarak nitelendirilmişti. Bu nedenle, kararın uluslararası güç dengeleri üzerinde de etkili olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, UCM'nin geleceği üzerinden dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, UCM'ye taraf devletlerden biri değil; ancak mahkemenin işleyişindeki bu tür krizler, uluslararası adalet mekanizmalarına olan güveni etkileyebilir. Özellikle, UCM yönetiminde yaşanan etik tartışmalar, Türkiye'nin de sıklıkla eleştirdiği 'çifte standart' algısını güçlendirebilir. Türkiye, kendi yargı sisteminin bağımsızlığını vurgularken, UCM gibi kurumların da tarafsızlık ilkesini koruması gerektiğini savunuyor. Bu karar, Türk yetkililer tarafından memnuniyetle karşılanabilir ve uluslararası kurumların kendi iç denetimlerini ne kadar ciddiye aldıklarının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Ancak, sürecin ilerleyen aşamalarında UCM'ye yeni atanacak başsavcının politikaları, Türkiye'yi ilgilendiren dosyalar (örneğin, Suriye ve Doğu Akdeniz) açısından yakından izlenmelidir.