Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile diplomatik ilişkilerini kıskandırıcı ve düşmanca eylemler gerekçesiyle sonlandırdı. Yıllardır süren gerilimin ardından gelen bu karar, Kuzey Afrika ve Körfez bölgesindeki güç dengelerini yeniden şekillendirecek potansiyele sahip.
İlişkilerin Kopuş Noktası: Arka Plan
Cezayir ile BAE arasındaki ilişkiler, özellikle 2011 Arap Baharı sonrasında istikrarlı bir şekilde bozuldu. Cezayir, BAE'yi bölgesel istikrarsızlığı körüklemek, Libya ve Mali gibi komşu ülkelerdeki çatışmalara müdahale etmek ve kendi iç işlerine karışmakla suçladı. BAE ise Cezayir'i Müslüman Kardeşler gibi gruplara sempati duymak ve İran ile yakın ilişkiler geliştirmekle eleştirdi.
Son yıllarda iki ülke arasındaki gerilim, Batı Sahra meselesi ve Sahel bölgesindeki güvenlik işbirliği konularında daha da arttı. Cezayir, BAE'nin Fas ile yakınlaşmasını ve Batı Sahra'da Fas'ın pozisyonunu desteklemesini kendi güvenliğine tehdit olarak algıladı. Ayrıca, BAE'nin Libya'daki Hafter güçlerine verdiği destek, Cezayir'in Trablus hükümetine olan bağlılığıyla çelişti.
Diplomatik kaynaklara göre, son kopuşun fitilini ateşleyen olay, BAE'nin Cezayir'deki iç siyasi muhalefeti gizlice desteklediği iddiaları oldu. Cezayir yönetimi, BAE'nin ülkedeki protesto hareketlerini ve muhalif grupları finanse ederek istikrarı bozmaya çalıştığını öne sürdü. BAE ise bu suçlamaları reddetti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Cezayir'in BAE ile ilişkilerini kesmesi, sadece ikili bir mesele olmanın ötesinde, bölgesel bir kutuplaşmanın göstergesi. BAE, son yıllarda aktif bir dış politika izleyerek Libya, Yemen, Sudan ve Somali gibi ülkelerde etkisini artırdı. Cezayir ise geleneksel olarak statükocu ve Arap Milliyetçisi çizgide bir dış politika izliyor. Bu iki vizyonun çatışması, Kuzey Afrika ve Sahel'deki güç boşluğunda kendini gösteriyor.
BAE'nin İsrail ile normalleşme anlaşmaları (Abraham Accords) ve İran karşıtı cephede yer alması, Cezayir'in İran ile dengeli ilişkilerini ve Filistin davasına verdiği desteği zora sokuyor. Cezayir, BAE'nin bölgesel politikalarını 'provokatif' olarak nitelendirirken, kendi pozisyonunu 'Arap dünyasının gerçek çıkarlarını savunmak' olarak tanımlıyor.
Uluslararası alanda ise bu kopuş, Rusya ve Çin'in bölgede artan etkisiyle paralel okunabilir. Cezayir, geleneksel olarak Rusya ile yakın askeri ve diplomatik ilişkilere sahipken, BAE daha çok ABD ve Batı ile ittifak halinde. Bu ayrışma, yeni Soğuk Savaş dinamiklerinin Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Cezayir ile uzun yıllara dayanan güçlü siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilere sahip. Cezayir, Türkiye'nin Afrika'daki en önemli ticari ortaklarından biri ve savunma sanayii ürünlerinin önemli bir alıcısı. BAE ise Türkiye'nin bölgesel rakiplerinden biri; Libya ve Doğu Akdeniz'de karşıt taraflarda yer alıyor. Cezayir'in BAE ile ilişkilerini kesmesi, Türkiye'nin Cezayir ile olan stratejik ortaklığını güçlendirebilir ve Kuzey Afrika'da Türkiye lehine bir denge oluşturabilir. Ancak bu gelişme, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle yürüttüğü normalleşme sürecini de karmaşıklaştırabilir. Bölgesel istikrar açısından, Cezayir-BAE hattındaki gerilimin tırmanması, Sahel ve Libya'daki çatışmaları daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir. Türkiye'nin denge politikası izlemesi ve her iki tarafla diyalog kanallarını açık tutması kritik önem taşıyor.