Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başsavcısı Karim Khan, kendisinden kıdemsiz bir kadın çalışanla uygunsuz cinsel ilişki yaşadığı ve şikayetini geri çekmesi için baskı yaptığı iddiaları üzerine görevden uzaklaştırıldı. Khan, tüm suçlamaları reddederken, kararın siyasi bir komplo olduğunu öne sürdü. Gelişme, dünya genelinde savaş suçları ve insanlık suçları davalarının en üst makamını sarsarken, uluslararası hukuk camiasında geniş yankı uyandırdı.
Gelişmenin Arka Planı
ICC üye devletlerinin temsilcilerinden oluşan Denetleme Komitesi, yapılan değerlendirmelerin ardından Başsavcı Karim Khan'ın görevden uzaklaştırılmasına karar verdi. Karar, Khan'ın görev süresinin sona ermesinden yaklaşık bir yıl önce, 2025 yılının ortalarında alındı. Komite, iddiaları soruşturmak üzere bağımsız bir soruşturma mekanizması kurulmasını da onayladı.
İddialar, Khan'ın göreve başladığı 2021 yılından bu yana devam eden bir süreçte, kendisinden kıdemsiz bir ICC çalışanı ile uygunsuz bir ilişki yaşadığı yönünde. İddianameye göre Khan, kadın çalışanın kendisi hakkında şikayette bulunmasını engellemeye çalıştı ve bu süreçte mesleki konumunu kullandı. Kadın çalışanın avukatı, yaptığı açıklamada, müvekkilinin kapsamlı bir şekilde desteklendiğini ve yaşananların kurumda ciddi bir güven bunalımına yol açtığını belirtti.
Karim Khan, yazılı bir açıklamayla suçlamaları reddetti ve bu iddiaların kendisini itibarsızlaştırmak amacıyla ortaya atıldığını savundu. Khan, açıklamasında, "Bu suçlamalar tamamen asılsızdır. Görev sürem boyunca uluslararası hukuk ve adalet ilkelerine bağlı olarak çalıştım. Bu kararı verenleri, adaleti geciktirmekle suçluyorum" ifadelerini kullandı. Khan'ın avukatları da karara itiraz edeceklerini ve hukuki süreci başlatacaklarını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ICC, dünya genelinde savaş suçları, insanlık suçları ve soykırım gibi ağır suçları yargılamakla görevli tek uluslararası mahkeme olma özelliğini taşıyor. Başsavcılık makamı, özellikle Ukrayna, Gazze, Sudan ve Myanmar gibi çatışma bölgelerinde yürütülen soruşturmalar açısından kritik bir öneme sahip. Khan'ın görevden uzaklaştırılması, bu dosyaların ilerleyişini olumsuz etkileyebilir ve uluslararası toplumda adaletin sağlanmasına yönelik güveni zedeleyebilir.
Uzmanlar, bu gelişmenin ICC'nin itibarına uzun vadeli zarar verebileceği görüşünde. Özellikle, Batılı ülkelerin savaş suçları konusundaki hassasiyetlerinin yüksek olduğu bir dönemde, kurum içi cinsel taciz iddiaları kurumsal güvenilirliği sorgulatıyor. Bazı hukukçular, Khan'ın görevden uzaklaştırılmasının, ICC'ye üye olmayan ülkelerin (örneğin ABD, Rusya, Çin) eleştirilerini artırabileceğini ve mahkemenin siyasallaştığı yönündeki algıyı güçlendirebileceğini ifade ediyor.
Öte yandan, kadın hakları örgütleri ve uluslararası insan hakları kuruluşları, kararı memnuniyetle karşıladı. Örgütler, cinsel taciz ve istismar iddialarının ciddiyetle ele alınmasının, uluslararası kurumlarda toplumsal cinsiyet eşitliği ve işyeri güvenliği ilkelerinin geliştirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Ayrıca, benzer iddiaların geçmişte de uluslararası kurumlarda gündeme geldiği, ancak bu kadar üst düzey bir yetkiliyi hedef alan ilk vaka olduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ICC Başsavcısı'nın görevden uzaklaştırılması, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme olmamakla birlikte, uluslararası hukuk ve adalet sistemindeki güvenilirlik tartışmalarını derinleştiriyor. Türkiye, ICC'nin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü'ne taraf değildir. Bu nedenle, mahkemenin Türkiye aleyhine açabileceği herhangi bir dava söz konusu değildir. Ancak, yaşanan bu kurumsal kriz, uluslararası toplumda adalet mekanizmalarının tarafsızlığı ve etkinliği konusunda soru işaretlerini artırıyor. Türk yetkililerin, uluslararası hukukun üstünlüğüne vurgu yaparak, bu tür gelişmelere karşı ihtiyatlı bir tutum sergilemesi beklenir. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası hukuk alanındaki konumu ve kendi adli süreçlerinin bağımsızlığı konusundaki hassasiyeti, bu tür krizlerde Ankara'nın tutumunu etkileyebilir.