Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), yayımladığı kapsamlı bir raporda İsrail'i Batı Şeria'da devlet destekli bir etnik temizlik kampanyası yürütmekle suçladı. Örgüt, İsrail'in Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerini ve Filistinlilere yönelik sistematik baskıyı belgeleyen raporda, Batılı hükümetlerin bu durumu önlemek için yeterli adım atmadığını vurguladı. Raporda, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden politikalarının, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine ve topraklarına el konulmasına yol açtığı belirtiliyor.
Raporun Ayrıntıları: Sistematik Baskı ve Yerleşim Politikaları
Amnesty International'ın 200 sayfalık raporu, İsrail'in 1967'den bu yana Batı Şeria'da uyguladığı politikaları ayrıntılı olarak inceliyor. Rapora göre, İsrail hükümeti, Filistinlileri bölgeden çıkarmak için yerleşim birimlerini genişletme, arazi müsaderesi, yıkım ve zorla yerinden etme gibi yöntemler kullanıyor. Belge, İsrail'in bu eylemlerinin 'etnik temizlik' tanımına uyduğunu ve bunun bir savaş suçu oluşturduğunu savunuyor. Rapor ayrıca, İsrail ordusu ve sivil yönetiminin, Filistinlilerin hareket özgürlüğünü kısıtlayan kontrol noktaları, ayrım duvarları ve izin sistemiyle bölgeyi fiilen ilhak ettiğini ortaya koyuyor.
Amnesty International, raporunda 2021'den bu yana Batı Şeria'da 1.000'den fazla Filistinli yapısının yıkıldığını ve 4.000'den fazla kişinin yerinden edildiğini belirtiyor. İsrail yerleşimci nüfusunun ise aynı dönemde yüzde 15 oranında arttığına dikkat çekiliyor. Örgüt, bu rakamların İsrail'in sistematik bir politika izlediğini gösterdiğini ifade ediyor. Raporda ayrıca, İsrail güçlerinin Filistinli göstericilere karşı orantısız güç kullandığı, çocuklar da dahil olmak üzere sivilleri hedef aldığı iddia ediliyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Yansımalar
Rapor, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler, raporun bulgularını 'son derece endişe verici' olarak nitelendirirken, Avrupa Birliği konuyu yakından takip ettiğini duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı ise rapora temkinli yaklaşarak, 'etnik temizlik' suçlamasını kabul etmediklerini açıkladı. İsrail hükümeti ise raporu 'gerçek dışı ve taraflı' olarak reddederek, Amnesty International'ı İsrail karşıtı bir kampanyanın parçası olmakla suçladı. Filistin yönetimi ise raporu memnuniyetle karşıladı ve uluslararası topluma İsrail'e yaptırım uygulama çağrısı yaptı. Bölgede, raporun yayımlanmasının ardından Batı Şeria ve Gazze'de protestolar düzenlendi.
Uzmanlar, bu raporun İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası hukukun rolüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirebileceğini belirtiyor. Raporda ayrıca, İsrail'in uluslararası toplumun uyarılarına rağmen yerleşim politikalarını sürdürmesi durumunda, bu durumun bölgede yeni bir şiddet sarmalına yol açabileceği uyarısında bulunuluyor. İnsan hakları örgütleri, Batılı ülkeleri İsrail'e silah ambargosu uygulamaya ve ekonomik yaptırımlar başlatmaya çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir ülke olarak, bu raporun bulgularını yakından izlemektedir. Rapor, Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistinli sivillere yönelik baskıyı kınamasını güçlendirecek somut veriler sunmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel nüfuz mücadelesi bağlamında, İsrail'in uluslararası alanda artan eleştirileri Ankara'ya diplomatik avantaj sağlayabilir. Ancak, Türkiye-İsrail arasında son dönemdeki normalleşme adımları göz önüne alındığında, Ankara'nın raporu doğrudan bir kriz unsuru haline getirmek yerine, insani ve hukuki boyutlarına vurgu yapan dengeli bir tutum izlemesi beklenebilir.