Ukrayna'nın doğusunda ve güneyinde yaşayan yüzlerce aile, Rusya'nın kontrolündeki bölgelerde kalan engelli ve yaşlı yakınlarından haber alamıyor. 24 Şubat 2022'de başlayan geniş çaplı işgalden bu yana, bakımevi, huzurevi ve psikiyatri hastanelerinde yaşayan binlerce Ukraynalı, akraba veya resmi makamlardan haber alınamaz hale geldi. Özellikle kadınlar, Rusya'yı savaş hukukunu ihlal etmekle suçlarken, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ve Birleşmiş Milletler (BM) de kayıpların akıbetine ilişkin somut adımların atılması çağrısı yapıyor.
Kurumlarda Yaşayanların Akıbeti Bilinmiyor
Ukrayna İnsan Hakları Ombudsmanı'nın verilerine göre, işgal öncesinde yaklaşık 70.000 engelli ve yaşlı Ukraynalı, devlete ait veya özel bakım evlerinde yaşıyordu. Bunların büyük kısmı, özellikle Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgelerindeki tesislerde kalanlar, Rus güçlerinin kontrolü ele geçirmesiyle birlikte kayıtlardan silindi. Ukrayna hükümeti, Rusya'nın bu kişileri zorla Rusya topraklarına naklettiğini veya Ukrayna kimliklerini reddederek yeni pasaportlar dağıttığını iddia ediyor.
Aile üyeleri, sevdiklerinin nerede olduğunu öğrenmek için Ukrayna ve Rusya makamlarına defalarca başvursa da çoğu zaman yanıt alamıyor. Ukraynalı bir aktivist olan Olga, “Annem 2022'de bir huzurevinde kalmak zorundaydı. İşgalden sonra telefonlar kapandı. Onu bir daha hiç göremedim” diyor. Rusya ise bu tür iddiaları reddediyor ve Ukrayna'dan gelen sivillerin kendi topraklarında güvende olduğunu savunuyor.
Uluslararası Hukuk ve Sivil Toplum Çabaları
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 2023 tarihli bir raporda, savaşın başlangıcından bu yana bakım evlerinde yaşayan kişilerin haklarının ciddi şekilde ihlal edildiğini belirtti. Savaş suçu olarak değerlendirilebilecek bu durum, Ukrayna'nın yanı sıra birçok Batılı ülke tarafından da kınandı. ICRC, kayıp kişilerin akıbetini araştırmak için taraflarla görüşmeler yürütse de, çatışma bölgelerinde erişim kısıtlamaları nedeniyle başarı sınırlı kalıyor.
Ukraynalı sivil toplum kuruluşları, kayıp yakınlarının bulunması için bağımsız bir komisyon kurulmasını talep ediyor. Ayrıca, sosyal medya platformları ve yerel haber kaynakları aracılığıyla kayıp kişilerin fotoğraflarını yayarak kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak her geçen gün, ailelerin umutları azalırken, kayıpların sayısının daha da arttığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Ukrayna savaşının insani boyutu, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Karadeniz Tahıl Koridoru ve esir takası gibi konularda diplomatik rol üstlenirken, kayıp kişiler dosyası da insani diplomasinin önemli bir parçası haline gelebilir. Özellikle Kırım Tatarları ve Ukrayna’daki Türk soydaşlarının da benzer risklerle karşı karşıya olduğu düşünüldüğünde, Ankara’nın konuyu BM nezdinde gündeme getirmesi olası. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası insancıl hukuka verdiği desteği pekiştirebilir.