Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan savunma anlaşmasının teknik olarak NATO'nun 5. maddesindeki kolektif savunma hükmüyle aynı olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu anlaşmanın İran'ı hedef almadığını vurguladı. Fidan'ın açıklamaları, üç ülke arasındaki askeri iş birliğinin derinleştiği bir dönemde geldi.
Anlaşmanın Kapsamı ve Önemi
Reuters'ın haberine göre, Fidan Cumartesi günü yaptığı açıklamada, söz konusu savunma paktının NATO'nun 5. maddesindeki 'saldırıya uğrayan üyeye yardım' ilkesiyle teknik olarak eşdeğer olduğunu ifade etti. Fidan, "Bu anlaşma, herhangi bir ülkeye, özellikle İran'a karşı değildir. Ancak üç ülkenin savunma yeteneklerini güçlendirme ve ortak tehditlere karşı dayanışma amacı taşımaktadır" dedi.
Anlaşmanın detaylarına ilişkin resmi bir metin kamuoyuyla paylaşılmazken, üç ülkenin savunma bakanlıklarının ortak tatbikatlar ve askeri teknoloji transferi konularında mutabık kaldığı belirtiliyor. Özellikle Pakistan'ın nükleer gücü, Suudi Arabistan'ın finansal kaynakları ve Türkiye'nin askeri teknolojisi üçlü iş birliğinin temelini oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu ve Güney Asya'da yeni bir güvenlik mimarisinin habercisi olarak yorumlanıyor. Üç ülke, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda sık sık ortak tutum sergilemekle birlikte, savunma alanında bu düzeyde bir bağlayıcı anlaşma ilk kez gündeme geliyor. İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı Sünni ittifakını güçlendirdiği algısı oluşsa da Fidan, anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını savundu.
Uzmanlar, bu paktın ABD'nin bölgeden çekilmesiyle oluşan güvenlik boşluğunu doldurma amacı taşıdığını, ayrıca Çin'in etkisini dengelemeye yönelik olabileceğini belirtiyor. Pakistan ve Suudi Arabistan'ın geleneksel olarak ABD ile yakın ilişkileri olsa da, son yıllarda Türkiye ile savunma sanayii alanında önemli iş birlikleri geliştirdiği görülüyor. Türkiye'nin İHA/SİHA teknolojisi özellikle Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından yoğun ilgi görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu savunma paktı, Türkiye'nin bölgesel iddiasını güçlendiren stratejik bir hamle olarak değerlendirilebilir. Türkiye, müttefikleriyle savunma iş birliğini derinleştirerek hem kendi güvenliğini artırıyor hem de savunma sanayii ihracatını genişletme fırsatı buluyor. Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurulan bu yakın ilişki, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Körfez'deki çıkarlarını destekleyebilir. Ancak İran'ın tepkisini çekmemek için Fidan'ın yaptığı 'İran'a yönelik değil' açıklaması, Ankara'nın Tahran'la ilişkilerini dengelemeye çalıştığını gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin küresel güç mücadelesinde etkin bir aktör olma hedefine katkıda bulunuyor; ancak bölgede yeni bir kutuplaşma riskini de beraberinde getiriyor.