Ukrayna ordusu, Cumartesi günü St. Petersburg bölgesine yüzlerce insansız hava aracı (İHA) göndererek, Rusya'nın ikinci büyük şehrini dört gün içinde ikinci kez hedef aldı. Saldırı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in “Rus Davosu” olarak bilinen prestijli yatırım zirvesi St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu'nun (SPIEF) son gününe denk geldi. Rusya Savunma Bakanlığı, toplam 70 İHA'nın imha edildiğini açıklarken, Ukrayna tarafı saldırının St. Petersburg'daki askeri ve enerji altyapısını vurduğunu bildirdi. Saldırıda herhangi bir can kaybı yaşanmazken, bölgedeki bazı sanayi tesislerinde hasar oluştuğu belirtildi. Bu operasyon, Kiev'in savaşı Rusya topraklarının derinliklerine taşıma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Saldırının Arka Planı ve St. Petersburg'un Stratejik Önemi
St. Petersburg, Rusya'nın ikinci büyük kenti olmasının yanı sıra, Baltık Denizi'ndeki en önemli limanlarından birine ev sahipliği yapıyor. Kent, Rusya'nın enerji ihracatının büyük bir kısmının geçtiği bir lojistik merkez konumunda. Ukrayna'nın bu bölgeye yönelik saldırıları, Rusya'nın savaş kapasitesini zayıflatmayı ve ekonomik merkezlerde psikolojik baskı oluşturmayı hedefliyor. Çarşamba günü gerçekleşen ilk saldırıda ise Ukrayna güçleri, St. Petersburg yakınlarındaki bir askeri depoyu vurmayı başarmıştı. Rusya, bu saldırıların Ukrayna'nın Batı'dan sağladığı gelişmiş İHA teknolojileri sayesinde mümkün olduğunu öne sürüyor. Uzmanlar, Ukrayna'nın bu tür saldırılarla Rusya'nın hava savunma sistemlerinin zaaflarını test ettiğini ve savaşı Rusya'nın iç bölgelerine taşıyarak moral üstünlük sağlamaya çalıştığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: SPIEF ve Putin'in Mesajı
St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu, Batı yaptırımları altındaki Rusya'ya yeni ekonomik ortaklıklar kazandırmayı amaçlayan bir platform olarak öne çıkıyor. Bu yılki foruma, başta Çin, Hindistan ve Orta Doğu ülkelerinden olmak üzere çok sayıda katılımcı geldi. Putin, forumda yaptığı konuşmada Rusya'nın savaşın ikinci yılında daha güçlü hale geldiğini ve Batı yaptırımlarının başarısız olduğunu savundu. Tam da bu mesajın verildiği gün Ukrayna'nın St. Petersburg'u vurması, sembolik olarak büyük bir anlam taşıyor. Batılı analistler, bu saldırının Putin'in ‘güvenli liman’ imajına darbe vurduğunu ve Rusya'nın en üst düzeyde korunan şehirlerinden birinin bile Ukrayna saldırılarına açık olduğunu gösterdiğini ifade ediyor. Saldırı, aynı zamanda Ukrayna'nın savaşı sadece cephede değil, stratejik derinlikte de yürüttüğünün bir kanıtı olarak görülüyor. Avrupa Birliği ve ABD'den henüz resmi bir açıklama gelmezken, bazı Batılı yetkililer Ukrayna'nın meşru müdafaa hakkı kapsamında bu tür saldırıları gerçekleştirebileceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna'nın St. Petersburg gibi Rusya'nın kalbindeki bir kente yönelik ikinci büyük saldırısı, Karadeniz ve Ukrayna-Rusya savaşının seyri açısından önemli bir gelişme. Türkiye, hem Rusya hem de Ukrayna ile dengeli ilişkilerini korumaya çalışırken, bu tür askeri hareketliliklerin savaşı tırmandırma riski taşıdığına dikkat ediyor. Ankara, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, hem Karadeniz'deki güvenlik dengelerini hem de tahıl koridoru gibi küresel gıda güvenliğini etkileyecek gelişmeleri yakından izliyor. Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden kaynaklanan sorumlulukları, savaşın Karadeniz'e sıçramaması için kritik önem taşıyor. Bu nedenle, Türk yetkililerin savaşın genişlemesini önlemek ve tarafları müzakere masasına döndürmek için diplomatik çabalarını sürdüreceği değerlendiriliyor.