Ukrayna, savaş alanında hava savunma taktiklerini kökten değiştirerek ABD yapımı Patriot sistemlerinin kullanımında çığır açtı. Ancak son haftalarda gerçekleştirilen büyük çaplı Rus füze ve drone saldırıları, en yaratıcı taktiksel uyarlamaların bile önleyici füze kıtlığını aşmaya yetmediğini gösterdi. Kiev yönetimi, Batı'dan acil olarak daha fazla hava savunma sistemi ve mühimmat talep ederken, savaşın seyrini belirleyecek kritik bir eşiğe yaklaşılıyor.
Patriot sistemlerinde taktiksel devrim
Ukrayna ordusu, Rus hava saldırılarına karşı koymak için Patriot bataryalarını geleneksel olmayan şekillerde kullanmaya başladı. Normalde sabit tesisleri korumak için tasarlanan bu sistemler, Ukrayna tarafından mobil hale getirilerek sürpriz atış pozisyonlarından kullanılıyor. Ayrıca Rus savaş uçakları ve hipersonik füzeleri hedef almak için Patriotların menzil ve radar kabiliyetleri maksimum seviyede zorlanıyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığı yetkilileri, bu sayede birçok Rus füzesinin imha edildiğini ancak her başarılı angajmanın aynı zamanda ciddi bir mühimmat tüketimi anlamına geldiğini belirtiyor.
Sahadaki komutanlara göre, Ukrayna Patriot bataryaları son altı ayda 50'den fazla Rus füzesini düşürdü. Ancak her bir Patriot önleyici füzenin maliyeti yaklaşık 3-4 milyon dolar. Bu da Ukrayna'nın mevcut stoklarıyla ancak sınırlı sayıda saldırıyı karşılayabildiği anlamına geliyor.
Önleyici füze kıtlığı artıyor
Rusya, son haftalarda Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Ukrayna Enerji Bakanlığı verilerine göre, Mart ayı başından bu yana ülkenin termik ve hidroelektrik santrallerinin yüzde 30'u hasar gördü. Ukrayna hava savunması, bu saldırıların çoğunu püskürtmeyi başarsa da, özellikle Kinzhal hipersonik füzeleri ve Şahid tipi kamikaze dronelarına karşı kullanılan önleyici mühimmat stokları hızla tükeniyor.
Pentagon yetkilileri, Ukrayna'ya Patriot sistemleri için daha fazla önleyici füze göndermeyi değerlendiriyor ancak ABD'nin kendi stok seviyeleri de endişe verici. ABD Savunma Bakanlığı'nın bir raporuna göre, Patriot mühimmat üretimi yılda ancak 500 adet civarında ve bu talebin çok altında. Avrupa'da bazı Almanya merkezli üreticiler kapasite artırımı için çalışıyor ancak yeni üretim hatlarının devreye girmesi aylar sürecek.
Savaşın seyrini belirleyecek kısır döngü
Ukrayna'nın hava savunma ihtiyacı, savaşın gidişatı açısından kilit öneme sahip. Batılı askeri analistlere göre, Ukrayna'nın hava sahasını tamamen koruyamaması, karadaki birliklerin ikmal hatlarını ve cephane depolarını riske atıyor. Öte yandan Rusya, Ukrayna'nın hava savunma sistemlerini aşmak için sürekli yeni taktikler geliştiriyor. Örneğin, alçak irtifada seyreden seyir füzeleri ile yüksek irtifadaki balistik füzeleri aynı anda kullanarak savunma ağını zorluyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri Sözcüsü Yuriy İhnat, "Her dalgada onlarca füze ve drone geliyor. Bazılarını durduruyoruz ama her şeyi durduramıyoruz. İhtiyacımız olan şey daha fazla sistem ve daha fazla mühimmat" dedi.
Uluslararası boyut ve Avrupa'nın rolü
Ukrayna'nın hava savunma krizi, NATO ülkelerini de harekete geçirdi. Polonya ve Romanya, kendi hava sahalarını korumak için sınırlarına ek Patriot bataryaları konuşlandırırken, Almanya Ukrayna'ya bir Patriot bataryası daha gönderme sözü verdi. Ancak Avrupa'nın toplam Patriot sistemi sayısı sınırlı ve üretim kapasitesi artırılamadığı sürece Ukrayna'nın ihtiyacının karşılanması zor görünüyor. Bu durum, savaşın uzun vadeli seyrini etkileyebilecek bir kırılma noktası oluşturuyor. Eğer Ukrayna'nın hava savunması çökerse, Rusya hava üstünlüğünü ele geçirerek cephedeki Ukrayna birliklerini daha etkili şekilde vurabilir. Bu da savaşın Rusya lehine dönmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna'nın hava savunma ihtiyacı, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı açısından bir fırsat penceresi oluşturuyor. Türkiye, Bayraktar TB2 SİHA'ların yanı sıra hava savunma sistemleri konusunda da Ukrayna'ya destek sağlayabilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin Rusya ile olan hassas dengesini de etkileyebilir. Ayrıca Ukrayna'da hava savunmasının zayıflaması, Karadeniz'deki Türk gemileri için güvenlik riski oluşturabilir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye, savaş gemilerinin geçişini kontrol etse de, insansız hava araçları veya seyir füzeleri gibi asimetrik tehditler Karadeniz'deki Türk ticaret rotalarını etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, Ukrayna'nın hava savunma kapasitesinin sürdürülmesini stratejik bir öncelik olarak görmeli ve müttefikleriyle koordineli bir şekilde hareket etmelidir.