Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev'e yönelik düzenlediği büyük çaplı füze saldırısı sonrası kentte hava kirliliği tehlikeli boyutlara ulaştı. Kiev Belediyesi, cuma günü yaptığı açıklamada, perşembe günü gerçekleşen ve kentin birçok noktasında yangınlara yol açan saldırılar nedeniyle havadaki partikül madde oranının normalin oldukça üzerine çıktığını duyurdu. Yetkililer, özellikle solunum yolu rahatsızlığı olanlar olmak üzere tüm vatandaşlara zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları, pencereleri kapalı tutmaları ve hava temizleme cihazı kullanmaları tavsiyesinde bulundu. Kentte oluşan yoğun duman tabakası, güneşi bile neredeyse tamamen perdeledi.
Perşembe günkü saldırının bilançosu
Perşembe sabahı erken saatlerde başlayan Rus saldırısı, Kiev genelinde kritik altyapı tesislerini ve konut bölgelerini hedef aldı. Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Rusya'nın bu saldırıda yaklaşık 110 füze ve 100'den fazla insansız hava aracı kullandığını, bunların büyük bir kısmının Ukrayna hava savunması tarafından düşürüldüğünü ancak isabet eden füzelerin özellikle enerji tesislerinde büyük yangınlara neden olduğunu bildirdi. Yangınlar nedeniyle çok sayıda itfaiye ekibi seferber olurken, Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, bazı bölgelerde elektrik ve su kesintilerinin yaşandığını doğruladı. Belediye, hava kalitesi endeksinin (AQI) 300'ün üzerine çıkarak 'sağlıksız' seviyeye ulaştığını, bazı bölgelerde ise 'tehlikeli' sınır olan 500'e yaklaştığını açıkladı. Bu durum, Kiev'de Şubat 2022'de savaşın başlangıcından bu yana kaydedilen en yüksek hava kirliliği seviyelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Rusya'nın kış stratejisi ve enerji altyapısına saldırılar
Uzmanlar, hava kirliliğindeki bu ani yükselişin sadece yangınlardan değil, aynı zamanda saldırıların hedef aldığı enerji tesislerinden kaynaklanan tehlikeli kimyasalların atmosfere karışmasından da kaynaklandığını belirtiyor. Birçok gözlemci, Rusya'nın bu saldırılarını, Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef alarak halkın moralini bozmak ve kış aylarında ülkeyi yaşanmaz hale getirmek için planladığı 'kış stratejisi' kapsamında değerlendiriyor. Geçen yıl da benzer bir taktik uygulayan Rusya, bu yıl daha da yoğunlaşan saldırılarla Ukrayna'nın elektrik üretim kapasitesinin önemli bir bölümünü vurmayı başardı. Ukrayna Enerji Bakanlığı, bu saldırılar sonucu ülke genelinde planlı ve plansız elektrik kesintilerinin yaşandığını, onarım çalışmalarının sürdüğünü ancak hava koşulları ve güvenlik riskleri nedeniyle çalışmaların yavaş ilerlediğini duyurdu. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Rusya'nın bu saldırılarını savaş suçu olarak nitelendirerek, Ukrayna'nın sivil altyapısını hedef almanın uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu vurguladı.
Küresel etkiler ve uluslararası yardım çabaları
Saldırılar ve neden olduğu hava kirliliği, sadece Ukrayna'da değil, sınır komşusu ülkelerde de endişeye yol açtı. Polonya ve Romanya gibi ülkeler, hava kirliliğinin kendi sınırlarına ulaşıp ulaşmadığını takip ediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA), çatışmaların enerji tesislerine yakınlığı ve olası radyasyon sızıntısı risklerine karşı tetikte olduğunu belirtti. NATO, Ukrayna'ya hava savunma sistemlerinin hızlandırılması için yeni bir yardım paketi açıklarken, ABD'den gelen uzun menzilli ATACMS füzelerinin Ukrayna'nın Rusya içindeki hedefleri vurmasına izin veren politikadaki değişiklik, savaşta yeni bir denge yaratabilir. Ancak Rusya, bu tür füzelerin kullanılması halinde Ukrayna'nın karar alma merkezlerini hedef alacağı tehdidinde bulunarak gerilimi daha da tırmandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik bu saldırıları, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik dengelerini ve enerji politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Karadeniz'deki ticari gemilerin güvenliği için oluşturduğu girişimleri sürdürmekte zorlanırken, enerji fiyatlarındaki oynaklık Türkiye'nin ithalat faturasını artırıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Ukrayna'ya insani yardım ve hava savunma sistemleri konusundaki desteği, diplomasi trafiğini yoğunlaştırıyor. Kış aylarında yaşanabilecek yeni bir göç dalgasına karşı Türkiye'nin hazırlıklı olması gerekiyor. Tüm bu gelişmeler, Türkiye'nin hem NATO müttefiki olarak Ukrayna'yı destekleme hem de Rusya ile dengeli ilişkilerini sürdürme politikasını daha da karmaşık hale getiriyor.