Litvanya, Rusya'nın artan askeri tehditlerine karşı kendini savunmak için nükleer caydırıcılık şemsiyesinin bir parçası olmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda, ülkenin anayasasında nükleer silahların konuşlandırılmasını yasaklayan maddenin kaldırılması için adım atıldığını duyurdu. Bu karar, özellikle Belarus'ta Rus nükleer silahlarının konuşlandırılmasının ardından Baltık ülkelerinde artan güvenlik endişeleriyle doğrudan ilişkili.
Anayasa değişikliği süreci ve gerekçeleri
Litvanya'nın mevcut anayasası, ülke topraklarında nükleer silah bulundurulmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Cumhurbaşkanı Nausėda, bu yasağın modern güvenlik gerçekleriyle uyuşmadığını ve NATO'nun caydırıcılık kapasitesine katkı sağlamak için değişmesi gerektiğini savunuyor. Nausėda'ya göre, Litvanya'nın konvansiyonel savunma gücü Rusya'nın potansiyel saldırganlığını caydırmak için yeterli değil. Bu nedenle nükleer caydırıcılık, ülkenin güvenlik mimarisinin bir parçası haline gelmeli.
Anayasa değişikliği için parlamentoda beşte üç çoğunluk gerekiyor. İktidardaki koalisyonun bu hedefe ulaşmak için yeterli oya sahip olmadığı, ancak ana muhalefet partilerinin çoğunlukla bu değişikliğe destek verdiği belirtiliyor. Litvanya, 2004'te NATO'ya katıldığından beri savunma harcamalarını sürekli artırarak GSYİH'nın yüzde 3'ünün üzerine çıkardı. Yine de Nausėda, konvansiyonel caydırıcılığın yalnız başına yeterli olmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Litvanya'nın bu hamlesi, Rusya'nın Belarus'ta nükleer silah konuşlandırmasına doğrudan bir yanıt olarak görülüyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2023'te Belarus'a taktik nükleer silahların yerleştirileceğini duyurmuş ve bu karar Batı'da büyük tepki çekmişti. Litvanya, Belarus sınırında yaklaşık 680 kilometrelik bir sınıra sahip ve başkent Vilnius, Belarus sınırına sadece 32 kilometre uzaklıkta. Bu coğrafi yakınlık, Litvanya'yı Rusya'nın potansiyel bir saldırısına karşı son derece savunmasız hale getiriyor.
NATO'nun Baltık bölgesindeki varlığı, 2014'te Kırım'ın ilhakından sonra artmış olsa da, bazı Avrupalı analistler ittifakın nükleer caydırıcılığının Baltık ülkelerine yeterince yansımadığını düşünüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı, nükleer konuşlandırmaya izin verilmesinin NATO'nun kolektif savunma taahhütlerini güçlendireceğini savunuyor. Ancak bu adımın Rusya ile doğrudan bir gerilime yol açmasından endişe eden sesler de yok değil. Uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre, Litvanya'nın hamlesi sembolik ve siyasi bir anlam taşıyor; ancak fiili bir nükleer konuşlandırma için ABD ve NATO'nun onayı gerekli ki bu da mevcut koşullarda olası görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Litvanya'nın nükleer caydırıcılık talebi, NATO'nun doğu kanadındaki güvenlik endişelerini yansıtıyor. Türkiye, NATO'nun nükleer paylaşım düzenlemesinin bir parçası olarak İncirlik'te ABD nükleer silahlarını bulunduran bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından izliyor. Litvanya'nın anayasa değişikliği girişimi, ittifak içinde nükleer caydırıcılığın kapsamının genişletilmesi tartışmalarını alevlendirebilir. Türkiye'nin kendi güvenlik çıkarları açısından, NATO'nun nükleer politikalarındaki herhangi bir değişiklik, özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki güç dengelerini etkileyebilir. Ankara'nın, Rusya ile sürdürdüğü dengeli ilişkiler çerçevesinde, bu tür adımların bölgesel istikrar üzerindeki olası etkilerini dikkatle değerlendirmesi bekleniyor.