Ukrayna'nın düşmesi halinde bunun yalnızca bir ülkenin yenilgisi değil, Avrupa Birliği'nin ve Avrupa'nın geleceğinin sonu olacağı uyarısı yapıldı. Ukraynalı filozof, gazeteci, yazar ve PEN Ukrayna Başkanı Dr. Volodymyr Yermolenko, bir röportajında savaşın basit bir askeri çatışma olmadığını, Avrupa'nın kaderinin tehlikede olduğunu vurguladı. Yermolenko, konuşmasını Ukrayna'nın kuzeydoğusundaki Sumi şehrine yapılan ve en az 22 kişinin ölümüne yol açan yıkıcı bir füze saldırısının hemen ardından gerçekleştirdi. Saldırı, aralarında çocukların da bulunduğu sivilleri hedef alırken, Yermolenko uluslararası topluma, özellikle Avrupalı liderlere, Ukrayna'ya desteğin kesintisiz sürmesi çağrısında bulundu. Ona göre savaşın sonucu, kıtanın demokratik değerlerini koruma kabiliyetini belirleyecek.
Gelişmenin arka planı: Ukrayna savaşı Avrupa'nın varoluşsal sınavı
Rusya'nın 24 Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ardından Ukrayna, iki yılı aşkın süredir topraklarını savunuyor. Savaş başlangıçta Ukrayna'nın beklenenden başarılı direnişiyle Kiev'in düşmesini engellese de, cephe hattı binlerce kilometreye yayıldı. Dr. Yermolenko, çatışmanın artık bir Doğu Avrupa sorunu olmaktan çıktığını, bunun tüm Avrupa kıtasının güvenlik mimarisini ve değerler sistemini tehdit ettiğini söylüyor.
Röportajda Yermolenko, savaşın sadece toprak kazanımı veya kaybı olmadığını, devletlerin egemenliği, halkların kendi kaderini tayin hakkı ve uluslararası hukukun üstünlüğü gibi temel ilkelerin test edildiğini belirtti. Ona göre Rusya'nın Ukrayna'yı tamamen işgali, diğer Avrupa ülkelerine de bir mesaj niteliği taşıyacak: 'Sınırlar güvenli değil, egemenlik askıda.' Bu durumun, özellikle Baltık ülkeleri, Polonya ve Orta Avrupa'da derin bir güvensizlik yaratacağı ve Avrupa Birliği'nin genişleme politikalarını da olumsuz etkileyeceği ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'nın geleceği savaşın gidişatına bağlı
Yermolenko'nun uyarıları, savaş alanındaki son gelişmelerle daha da anlam kazanıyor. Rusya son haftalarda Harkiv ve Donbas bölgelerinde yeni saldırılar başlatırken, Ukrayna'nın savunma hattı baskı altında. ABD Başkanı Joe Biden'ın Ukrayna'ya 61 milyar dolarlık yardım paketini imzalaması ve Avrupa Birliği'nin yaptırımları sürdürme kararı, Kiev için nefes alma fırsatı verse de, mevcut destek düzeyinin savaşı sona erdirmeye yeterli olmadığı değerlendiriliyor.
Avrupa'nın karşı karşıya olduğu ikilem şu: Ukrayna'yı terk etmek, Rusya'nın toprak kazanımını meşrulaştırmak ve Avrupa güvenlik düzenini çökertmek anlamına gelebilir. Öte yandan, savaşı sona erdirecek bir barış anlaşması için Rusya'nın taleplerinin kabul edilmesi, Ukrayna'nın egemenliğinden ödün verilmesini gerektirebilir. Yermolenko, bu noktada Avrupa liderlerine 'tarihi bir sorumluluk' düştüğünü söylüyor: 'Ukrayna'yı savunmak, Avrupa'nın kendini savunmasıdır. Eğer Ukrayna düşerse, bu Avrupa projesinin sonu olur.'
Analistler, savaşın sonucunun sadece Avrupa'yı değil, küresel güç dengelerini de etkileyeceğini vurguluyor. Rusya'nın zaferi, Çin'in Tayvan politikasından Orta Doğu'daki gerilimlere kadar birçok bölgede otoriter rejimlere ilham verebilir. Bu nedenle Batılı müttefiklerin Ukrayna'ya askeri, mali ve insani yardımı sürdürmesi hayati görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna'nın düşmesi, Türkiye için Karadeniz'de güvenlik dengelerinin tamamen değişmesi anlamına gelir. Rusya'nın Ukrayna'yı kontrol etmesi, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden kaynaklanan avantajını zayıflatabilir ve Boğazlar üzerindeki Rus baskısını artırabilir. Ayrıca Türkiye, Ukrayna ile savunma sanayi ve enerji işbirliğini derinleştirmişken, bu ülkenin kaybı Ankara'nın bölgesel çıkarlarına darbe vurur. Enerji koridorları ve tahıl anlaşması gibi konularda Ukrayna'nın varlığı kritiktir. Bu nedenle Türkiye'nin, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü destekleyen ve savaşın sona ermesi için arabuluculuk yapan politikasını sürdürmesi beklenir.