KYIV, 4 Eylül - Ukraynalı üst düzey bir hükümet yetkilisi, Reuters'a yaptığı açıklamada, Avrupalı müttefikler arasında dondurulmuş Rus varlıklarının kullanımına ilişkin ciddi bir tartışmanın yeniden başlatılması yönünde artan bir iştah olduğunu belirtti. Bu açıklama, Çarşamba günü Kiev'in de katıldığı gayri resmi Avrupa Birliği dışişleri bakanları toplantısının ardından geldi. Söz konusu toplantıda, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası Batı tarafından dondurulan yaklaşık 300 milyar dolarlık Rus merkez bankası varlığının geleceği ele alındı.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından ABD, Avrupa Birliği ve müttefikleri, Rus merkez bankasının döviz rezervlerinin büyük bir kısmını dondurmuştu. Bu varlıkların büyük bölümü Belçika'daki uluslararası takas kuruluşu Euroclear'da tutuluyor. Batılı ülkeler şimdiye kadar yalnızca bu varlıklardan elde edilen faiz gelirlerine el koyarak Ukrayna'ya destek sağlama yolunu tercih etti. Ancak Kiev, savaşın yıkımını onarmak ve savunma ihtiyaçlarını karşılamak için doğrudan anaparanın da kullanılması gerektiğini savunuyor.
ABD geçtiğimiz aylarda 50 milyar dolarlık bir kredi paketi için anaparanın faiz gelirlerini teminat olarak kullanma konusunda anlaşmaya varmıştı. Fakat Ukrayna ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya'nın savaş tazminatı ödemeye zorlanması halinde bu varlıkların tamamen el konulması gerektiğini düşünüyor. Almanya, Fransa ve Belçika gibi ülkeler ise uluslararası hukuk ve finansal istikrar endişeleriyle temkinli yaklaşıyor. Son toplantıda bu dengenin Ukrayna lehine kaymaya başladığı sinyali verildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Dondurulmuş Rus varlıkları meselesi, sadece Ukrayna'nın yeniden inşası için değil, aynı zamanda Batı'nın Rusya'ya karşı yaptırım rejiminin etkinliği açısından da kritik bir eşik olarak görülüyor. G7 ülkeleri, Haziran ayındaki zirvede 50 milyar dolarlık kredinin ana hatlarını belirlemişti. Ancak bu kredinin geri ödenmesi, Rus varlıklarından elde edilecek gelecek gelirlere bağlı. Eğer Rusya varlıklara el konulmasını engelleyebilir veya savaş tazminatı ödemeyi reddederse, bu kredi mekanizması risk altına girebilir.
Uluslararası hukuk uzmanları, egemen bir devletin merkez bankası varlıklarına el konulmasının teamül hukukunda benzeri görülmemiş bir adım olduğunu ve bunun diğer ülkelerin de döviz rezervlerini Batı bankalarından çekmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Çin ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin halihazırda rezervlerini çeşitlendirmeye başladığı biliniyor. Bu nedenle AB, yalnızca faiz gelirlerine el koyarak hukuki riski sınırlamaya çalışıyor. Ancak Ukrayna, savaşın yol açtığı hasarın boyutu göz önüne alındığında bu yaklaşımın yetersiz olduğunu savunuyor.
Öte yandan Rusya, Batı'nın bu adımlarını "hırsızlık" olarak nitelendiriyor ve misilleme olarak Batılı şirketlerin Rusya'daki varlıklarına el koyacağını açıklamıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, dondurulan varlıkların kullanılması halinde bunun uluslararası finans sistemine ağır bir darbe vuracağını ve Batı'nın itibarını zedeleyeceğini söylemişti. Bu tehditler, Avrupalı liderlerin karar alırken göz önünde bulundurduğu faktörler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya'nın dondurulmuş varlıkları konusunda Batı ile aynı çizgide yer almıyor; ancak Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü destekliyor ve savaşın bir an önce sona ermesi için diplomatik çaba yürütüyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Karadeniz'deki dengeleri ve enerji güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Olası bir varlık el koyma kararı, Rusya ile ekonomik ilişkileri olan Türk şirketlerini ve doğal gaz tedarikini riske atabilir. Ayrıca Türkiye, uluslararası hukuka aykırı tek taraflı adımlardan kaçınılması gerektiğini savunarak arabuluculuk rolünü korumak istiyor.