Uganda'nın ordu komutanı Muhoozi Kainerugaba, ülkedeki bağımsız medya kuruluşlarına yönelik sert bir müdahale başlatarak önemli gazete, radyo ve televizyon kanallarını kapatma emri verdi. Bu karar, ülkede ifade özgürlüğüne yönelik en kapsamlı saldırılardan biri olarak değerlendirilirken, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) derhal bu tacizlere son verilmesi çağrısında bulundu. Analistler, bu hamlenin mevcut Devlet Başkanı Yoweri Museveni'nin oğlu olan Kainerugaba'nın artan siyasi hırsları ve olası bir iktidar devriyle bağlantılı olduğunu düşünüyor.
Hedefteki Medya Kuruluşları ve Arka Plan
Uganda ordusunun hedef aldığı medya kuruluşları arasında bağımsız yayıncılık yapan Daily Monitor gazetesi, CBS FM radyosu ve çeşitli çevrimiçi haber siteleri bulunuyor. Askeri yetkililer, bu kuruluşların "ulusal güvenliği tehdit eden" içerikler yayımladığını iddia ediyor. Ancak basın özgürlüğü örgütleri, bu gerekçelerin gerçek amacı gizlediğini ve hükümete yönelik eleştirileri susturmayı hedeflediğini savunuyor.
Muhoozi Kainerugaba, Uganda ordusunun başkomutanı olmasının yanı sıra, ülkenin uzun süredir iktidarda olan Devlet Başkanı Yoweri Museveni'nin oğlu. 2023 yılında yaptığı tartışmalı açıklamalarla dikkat çeken Kainerugaba, özellikle sosyal medyada aktif ve agresif bir söylem kullanıyor. Geçmişte Kenya ve Ruanda gibi komşu ülkelere yönelik askeri müdahale sinyalleri vermesi, bölgesel gerilimleri artırmıştı. Analistler, Kainerugaba'nın babasının yerine geçmek için siyasi bir zemin hazırlamaya çalıştığını belirtiyor. Museveni 1986'dan bu yana Uganda'yı yönetiyor ve 77 yaşında olmasına rağmen halefini resmen belirlemiş değil. Kainerugaba'nın ordu içindeki gücü ve medyaya yönelik bu baskılar, iktidar geçişi öncesinde muhalefeti sindirme girişimi olarak yorumlanıyor.
Uluslararası Af Örgütü'nün Doğu Afrika Direktörü Sarah Jackson, yaptığı açıklamada, "Uganda hükümeti, bağımsız medyayı susturarak ve gazetecilere yönelik tacizleri artırarak ifade özgürlüğünü ciddi şekilde ihlal etmektedir. Ordu komutanının bu son müdahalesi, ülkede basına yönelik süregelen sıkıyönetimin bir parçasıdır. Acilen bu baskılara son verilmeli ve gazetecilerin güvenli bir şekilde çalışmalarına izin verilmelidir." dedi. Jackson ayrıca, Uganda'nın uluslararası insan hakları sözleşmeleri uyarınca ifade özgürlüğünü koruma yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.
Uganda'nın başkenti Kampala'da faaliyet gösteren gazeteciler, son dönemde fiziksel saldırıların yanı sıra tutuklanma ve gözaltı tehditleriyle karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor. Birçok muhabir, isimlerinin gizli tutulması koşuluyla yaptıkları açıklamalarda, hükümete eleştirel haberler yapmanın neredeyse imkansız hale geldiğini ifade ediyor. Basın mensupları, askeri istihbaratın telefonlarını dinlediğini ve kaynaklarını ifşa etmekle tehdit ettiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Uganda'daki basın baskısı, yalnızca ülke içinde değil, Doğu Afrika bölgesinde de yankı buluyor. Komşu ülkeler Tanzanya, Kenya ve Ruanda'da da benzer medya kısıtlamaları yaşanıyor. Ancak Uganda'daki müdahale, doğrudan ordu komutanı tarafından yapıldığı için daha agresif bir nitelik taşıyor. Bölgesel örgüt Doğu Afrika Topluluğu (EAC) ve Afrika Birliği (AU), Uganda'ya basın özgürlüğü konusunda çağrıda bulunsa da somut bir adım atmış değil.
Küresel ölçekte ise Batılı hükümetler ve insan hakları örgütleri, Uganda'yı sık sık eleştiriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Uganda'yı ifade özgürlüğü ihlalleri nedeniyle kınarken, Avrupa Birliği de benzer endişelerini dile getiriyor. Ancak Uganda, Çin ve Rusya gibi ülkelerle artan ilişkileri sayesinde Batı'nın baskılarına karşı koyabiliyor. Özellikle Çin, Uganda'ya altyapı yatırımları ve krediler sağlıyor; bu da ülkenin Batı'nın insan hakları taleplerine karşı duyarsızlaşmasına neden oluyor.
Jeopolitik analistler, Uganda'nın stratejik konumu nedeniyle Batı'nın ülkeyi tamamen yalnız bırakmak istemediğini belirtiyor. Uganda, Somali'deki El-Şebab militanlarına karşı yürütülen Afrika Birliği misyonuna (ATMIS) önemli askeri katkı sağlıyor ve bölgesel istikrar için kilit bir rol oynuyor. Bu nedenle basın özgürlüğü ihlallerine rağmen Uganda'ya yönelik ciddi yaptırımlar uygulanmıyor. Ancak son olaylar, Batı'nın bu çifte standardının sorgulanmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Uganda'daki basın baskısı, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Uganda ile diplomatik ve ticari ilişkileri derinleştirmiş, Türk Hava Yolları'nın Kampala seferleri başlatması ve THY'nin kargo taşımacılığındaki rolüyle dikkat çekmiştir. Ancak Uganda'da basın özgürlüğünün kısıtlanması, Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları söylemiyle çelişebilir. Öte yandan Türkiye, bölgedeki etkisini artırmak isterken, Uganda'nın iç siyasi dengelerine müdahil olmaktan kaçınmaya çalışıyor. Bu çerçevede, Türkiye'nin Uganda'daki yatırımlarını korumak için dengeli bir diplomatik tutum izlemesi beklenir. Ayrıca, iktidar geçişi belirsizliği, uzun vadede Türkiye-Uganda ilişkilerini etkileyebilecek bir risk faktörü olarak değerlendirilebilir.