Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, ABD'nin kendisine yönelik yaptırım kararına rağmen görevini kararlılıkla sürdüreceğini açıkladı. ABD yönetimi, UCM'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze'de işlendiği iddia edilen savaş suçları nedeniyle tutuklama emri çıkarmasının ardından Han'a yaptırım uyguladı. Han, "Ne olursa olsun görevime devam edeceğim" diyerek uluslararası adaletin önemine vurgu yaptı.
Yaptırımların Arka Planı ve UCM'nin Tutumu
ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan yaptırım kararı, UCM Başsavcısı Kerim Han'ın mal varlıklarının dondurulmasını ve ABD'ye giriş yasağını içeriyor. Karar, UCM'nin 21 Kasım 2024'te İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında çıkardığı tutuklama emirlerine bir yanıt olarak geldi. UCM, her iki ismi de Gazze'de savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekle suçluyor. İsrail ve ABD, UCM'nin yargı yetkisini tanımadıklarını yineleyerek kararı reddetmişti.
Kerim Han, yaptırım kararının ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Uluslararası hukukun üstünlüğü ve masum sivillerin korunması için verdiğimiz mücadele, hiçbir baskıyla sekteye uğramayacaktır. Ne olursa olsun görevime devam edeceğim" ifadelerini kullandı. Han, UCM'nin bağımsızlığının ve tarafsızlığının altını çizerek, yaptırımların mahkemenin işleyişini etkilemeyeceğini belirtti. UCM Sözcüsü Fadi El Abdallah da yaptırımların mahkemenin yargısal faaliyetlerini etkilemeyeceğini, ancak teknik ve operasyonel zorluklar yaratabileceğini ifade etti.
UCM'ye yönelik yaptırımlar, daha önce de gündeme gelmişti. 2020 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, UCM'nin Afganistan'daki ABD askerlerine yönelik olası soruşturması nedeniyle o zamanki Başsavcı Fatou Bensouda'ya yaptırım uygulamıştı. Ancak bu kez yaptırımlar, müttefik İsrail'e yönelik bir soruşturma nedeniyle geldiği için uluslararası alanda daha geniş yankı uyandırdı. Avrupa Birliği, yaptırımları endişeyle karşıladığını açıklarken, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar kararı kınadı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin UCM'ye yaptırım kararı, uluslararası hukuk düzenine yönelik bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor. UCM, 123 üye ülke tarafından tanınan ve savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılama yetkisine sahip kalıcı bir uluslararası mahkeme. ABD, İsrail, Çin ve Rusya gibi ülkeler mahkemeye taraf değil. Yaptırımlar, UCM'nin Filistin topraklarında işlenen suçlara ilişkin soruşturmasını hedef alıyor. Mahkeme, 2021'de Filistin'de işlenen suçlar üzerinde yargı yetkisini kabul etmişti.
Karar, Orta Doğu'da tansiyonu daha da yükseltebilir. İsrail, UCM'nin tutuklama emirlerini "antisemitik" ve "siyasi" olarak nitelendirirken, ABD yönetimi de UCM'nin İsrail'e karşı önyargılı olduğunu savunuyor. Öte yandan, Filistin yönetimi ve birçok Arap ülkesi kararı memnuniyetle karşıladı. UCM'nin tutuklama emirleri, Netanyahu'nun seyahat özgürlüğünü kısıtlayabilir; zira mahkemeye taraf 123 ülke, tutuklama emrini uygulamakla yükümlü.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, yaptırımların UCM'nin etkinliğini azaltabileceği uyarısında bulunuyor. Mahkemenin bütçesi ve personeli üzerinde baskı oluşabilir. Ancak Han, yaptırımlara rağmen soruşturmaların süreceğini ve delil toplama çalışmalarının devam ettiğini belirtti. UCM'nin kararları, uluslararası toplumun bölünmüşlüğünü gözler önüne seriyor. Batılı ülkeler arasında bile UCM'ye destek konusunda farklılıklar var; bazıları yaptırımları eleştirirken, bazıları sessiz kalmayı tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, Filistin konusundaki tutumuyla İsrail'e karşı eleştirilerini sürdürüyor. ABD'nin UCM'ye yaptırım kararı, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve adalet vurgusunu güçlendirebilir. Türkiye, Gazze'deki insani krizde İsrail'i suçlayarak, UCM'nin tutuklama emirlerini desteklemişti. Yaptırımlar, Türkiye'nin çok taraflılık ve uluslararası kurumlara verdiği önemi bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için diplomatik girişimlerini artırmasına zemin hazırlayabilir. ABD ile yaşanan gerilimlerde yeni bir boyut olarak görülebilir.