ABD Senatosu'nun en renkli ve tartışmalı isimlerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Amerika'nın küresel sahnede askeri ve diplomatik gücünü iyilik amacıyla kullanabileceğine dair inancını kaybetmeden emekliye ayrılıyor. Güney Carolina'lı senatör, üç dönemlik kariyerinde Irak'tan Suriye'ye, Afganistan'dan Kuzey Kore'ye kadar birçok krizde aktif rol oynadı. Graham, özellikle John McCain ve Joe Lieberman ile birlikte anılan 'Üç Silahşörler' grubunun son hayatta kalan üyesi olarak, Amerikan müdahaleciliğinin hem savunucusu hem de eleştirmeni oldu. Onun ayrılışı, Washington'un dış politika yapımında bir dönemin kapanışını simgeliyor.
McCain ve Lieberman ile Birlikte Bir Ekolün Temsilcisi
Lindsey Graham, 2000'li yılların başında John McCain ve Joe Lieberman ile birlikte oluşturdukları 'Üç Silahşörler' ekibiyle tanındı. Bu üçlü, hem Demokrat hem Cumhuriyetçi partilerden gelen, ancak ABD'nin küresel liderliğinin ve askeri müdahale kapasitesinin dünyaya barış getireceğine inanan bir grubun öncüleriydi. McCain'in 2018'de, Lieberman'ın ise 2019'da vefat etmesinin ardından Graham, bu ekolün son temsilcisi olarak kaldı. Graham, özellikle 11 Eylül sonrası dönemde Irak Savaşı'nın en ateşli destekçilerinden biriydi. İlerleyen yıllarda Suriye'de Esad rejimine karşı askeri güç kullanılması, Afganistan'dan çekilmenin felaket olacağı uyarıları ve Kuzey Kore'yle diplomasiyi desteklemesiyle dikkat çekti. Ancak son yıllarda, özellikle Donald Trump döneminde, daha önce yakın olduğu isimlere karşı durduğu noktalar oldu. Graham, Trump'ın Afganistan'dan çekilme kararını 'ulusal güvenlik felaketi' olarak nitelendirmişti. Aynı zamanda Biden yönetimine de sert eleştiriler yönelten Graham, Ukrayna'ya askeri yardımın artırılmasının en güçlü savunucularından biri oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Graham'ın Mirası
Lindsey Graham'ın siyasi mirası, Amerikan gücünün sınırları ve meşruiyeti konusundaki küresel tartışmaları yansıtıyor. Graham, 'Amerikan gücü iyilik için kullanılabilir' anlayışının son temsilcilerinden biri olarak, uluslararası toplumda ABD'nin askeri müdahalelerine yönelik artan şüpheciliğe rağmen bu inancını korudu. Onun emekliliği, Washington'daki müdahaleci kanadın zayıfladığı bir döneme denk geliyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın yükselişi, ABD'nin küresel liderlik rolünü sorgulatırken, Graham'ın 'dünya polisi' vizyonu giderek daha az taraftar buluyor. Ancak mirası, özellikle Orta Doğu'da hâlâ hissediliyor: Irak'taki ABD askeri varlığından Suriye'nin kuzeyindeki operasyonlara kadar birçok politikanın mimarları arasında yer alıyor. Graham'ın ayrılışı, ABD'nin dış politikasında daha izolasyonist bir döneme geçişin habercisi olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lindsey Graham, Türkiye-ABD ilişkilerinde tartışmalı bir figürdü. Bir yandan Türkiye'nin NATO'daki önemini vurgularken, diğer yandan Suriye'nin kuzeyinde YPG'ye verilen desteği savunması Ankara ile Washington arasında gerginlik yaratmıştı. Graham, 2019'da Türkiye'nin Barış Pınarı Harekâtı'nı eleştirerek yaptırım çağrısı yapmıştı. Ancak aynı Graham, S-400 krizinde Türkiye'ye karşı daha ılımlı bir tutum sergilemişti. Onun Senato'dan ayrılması, Türkiye karşıtı lobinin güç kaybetmesi anlamına gelebilir. Ancak genel olarak, müdahaleci kanadın zayıflaması, ABD'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da daha az angaje olmasına yol açabilir; bu da Türkiye'nin bölgede daha bağımsız hareket alanı bulmasına imkân tanıyabilir. Öte yandan, ABD'nin izolasyonist eğilimleri NATO'nun geleceğini de etkileyebilir; Türkiye'nin ittifak içindeki pozisyonunu yeniden değerlendirmesi gerekebilir.