ABD'de federal yargıçlar, asetaminofen içeren ağrı kesici Tylenol'ün hamilelikte kullanımının otizme yol açtığı iddiasıyla açılan davaların sürdürülebileceğine hükmetti. Daha önce 'bilimsel delil yetersizliği' nedeniyle reddedilen dava, temyiz mahkemesinin kararıyla yeniden canlandı. Bu gelişme, ilacın üreticisi Kenvue şirketine karşı açılmış 500'den fazla özel hukuk davasının önünü açmış oldu. Karar, ilaç güvenliği ve bilimsel kanıt standartları açısından tartışmaları da beraberinde getirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Dava, Tylenol'ün etken maddesi asetaminofenin gebelik döneminde kullanılması durumunda çocuklarda otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) riskini artırdığı iddiasına dayanıyor. Mahkeme, ilk derecede davacıların sunduğu epidemiyolojik ve toksikolojik kanıtları bilimsel yöntemler açısından yetersiz bularak reddetmişti. Ancak temyiz mahkemesi, delillerin tamamen dayanaksız olmadığına ve jüri önünde tartışılabileceğine karar verdi. Karar, Kenvue'nun (eski adıyla Johnson & Johnson'ın tüketici sağlık bölümü) milyarlarca dolarlık tazminat riskiyle karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.
İlaç endüstrisi, bu tür davaların bilimsel temeli olmayan iddialarla şirketleri zor durumda bıraktığını savunurken, tüketici hakları grupları ise gebelerin ve çocukların sağlığını korumak için mahkemelerin kapısının açık tutulması gerektiğini söylüyor. FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi) şu ana kadar asetaminofenin otizmle bağlantısını doğrulayan resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, yalnızca ABD'de değil küresel çapta ilaç güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Asetaminofen dünya genelinde en yaygın kullanılan ağrı kesicilerden biri; Türkiye'de de Parol, Minoset gibi markalarla satılıyor. Bilimsel çevreler, hamilelikte aşırı ve uzun süreli kullanımın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. ABD'deki bu karar, Avrupa ve Asya'daki benzer davalara emsal teşkil edebilir. Ayrıca mahkemelerin bilimsel karmaşık konularda nasıl karar vermesi gerektiği sorusunu gündeme getiriyor: Jüri üyelerinin epidemiyolojik verileri yorumlaması ne kadar sağlıklı? Bu dava, ilaç şirketlerinin yanı sıra hukuk sistemlerinin de sınandığı bir örnek haline geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de asetaminofen içeren ilaçlar reçetesiz ve yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu dava, Türkiye'deki gebeler ve sağlık otoriteleri için bir uyarı niteliği taşıyor. Sağlık Bakanlığı'nın asetaminofenin gebelikte kullanımına ilişkin mevcut uyarılarını gözden geçirmesi ve halkı bilinçlendirmesi gerekebilir. Ayrıca, Türk mahkemelerinde benzer bir dava açılması halinde, bilimsel delil standartlarının nasıl belirleneceği sorusu gündeme gelebilir. Küresel ilaç güvenliği tartışmaları, Türkiye'deki tüketici hakları ve sağlık politikalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.