Türkiye, Suriye'nin başkenti Şam'da düzenlenen ve aralarında sivil kayıpların da bulunduğu bombalı saldırıları şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, şiddet ve terörün Suriye'de 'hiçbir yeri olmadığı' ifade edilirken, saldırılarda hayatını kaybedenler için taziye mesajı yayımlandı. Ankara, Suriye halkının barış ve istikrara kavuşması için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesi gerektiğini vurguladı.
Saldırıların arka planı ve gelişmeler
Suriye'nin başkenti Şam'da 25 Mart 2025 sabahı meydana gelen bombalı saldırılarda, ilk belirlemelere göre en az 15 kişinin hayatını kaybettiği, 30'dan fazla kişinin yaralandığı bildirildi. Saldırıların, güvenlik güçlerinin yoğun olarak bulunduğu bir bölge ile sivil yerleşim alanlarına yakın noktalarda eş zamanlı olarak düzenlendiği aktarıldı. Patlamaların ardından bölgede yoğun bir güvenlik önlemi alınırken, henüz hiçbir grup saldırıyı üstlenmedi. Suriye devlet medyası, saldırıların terör örgütleri tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu.
Saldırıların, Suriye'deki siyasi çözüm sürecine yönelik artan uluslararası çabaların ortasında meydana gelmesi dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, saldırıları kınayarak, tarafları ateşkese uymaya ve siyasi diyaloğa devam etmeye çağırdı. Suriye'de on yılı aşkın süredir devam eden iç savaş, yüz binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı.
Bölgesel ve küresel boyut
Şam'daki bombalı saldırılar, sadece Suriye'nin değil, tüm Ortadoğu'nun istikrarını tehdit eden bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Saldırıların, özellikle Rusya ve İran'ın da dahil olduğu Astana süreci ile BM nezdinde yürütülen siyasi çözüm müzakerelerine gölge düşürebileceği belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, saldırıların 'terör eylemleri' olduğu vurgulanırken, Arap Birliği de Suriye hükümetine desteğini yineledi. Öte yandan, İsrail'in İran destekli milislere yönelik artan hava saldırıları ve Suriye'nin kuzeyindeki PKK/YPG varlığı, bölgedeki kırılgan dengeyi daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye'nin güney sınırında doğrudan güvenlik riski oluşturan bu tür saldırılar, Ankara'nın Suriye politikasında istikrar arayışını daha da önemli kılıyor. Türkiye, Astana süreci kapsamında Rusya ve İran ile iş birliği yaparken, bir yandan da Suriye'nin kuzeyindeki terör tehditlerine karşı askeri operasyonlarını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şam'daki bombalı saldırılar, Türkiye'nin Suriye politikası açısından önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır. Saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlığın devam etmesi halinde Türkiye'nin güney sınırında yeni güvenlik tehditleri oluşabileceğini göstermektedir. Ankara, PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin Suriye'deki varlığına karşı mücadele ederken, aynı zamanda Esad rejimiyle siyasi normalleşme arayışını da sürdürmektedir. Bu tür saldırılar, siyasi çözüm sürecini sekteye uğratma potansiyeli taşıdığından, Türkiye'nin hem askeri hem diplomatik alanda daha aktif bir rol oynamasını gerektirmektedir. Türkiye ayrıca, Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşü için istikrarlı bir Suriye'nin şart olduğunu vurgulamaktadır.