Türkiye ile Suudi Arabistan arasında son yıllarda yaşanan gerginliklerin ardından yeniden başlayan diyalog, iki ülkenin ilişkilerinin inişli çıkışlı seyrini bir kez daha gündeme getirdi. İki ülke, son on yılda bazen sert rekabetin, bazen de stratejik ortaklığın eşiğinde dengelenen bir ilişki ağına sahip. Bu haber, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel dönüm noktalarını, bölgesel rekabetten kaynaklanan krizleri ve mevcut durumu ele alarak, geleceğe dair öngörüler sunuyor.
Gelişmenin arka planı: Asırlık ilişkiler
Osmanlı İmparatorluğu'nun Hicaz toprakları üzerindeki hakimiyetini kaybetmesiyle başlayan modern Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri, 1926 yılında imzalanan dostluk anlaşmasıyla resmiyet kazandı. İki ülke arasındaki diplomatik bağlar, Soğuk Savaş boyunca genellikle batı bloğuna bağlılık çerçevesinde şekillendi. Ancak özellikle 2010 sonrası dönem, Arap Baharı'nın etkisiyle bölgesel dinamiklerin değişmesi sonucu ilişkilerde belirgin bir kırılma yaşandı.
Türkiye'nin Müslüman Kardeşler'e verdiği destek ile Suudi Arabistan'ın monarşi yanlısı duruşu, iki ülkeyi karşı karşıya getiren başlıca etken oldu. Mısır'da Muhammed Mursi'nin devrilmesinin ardından yaşanan gerginlik, Katar krizi ve Yemen'deki iç savaşta farklı tarafları destekleme noktasında daha da derinleşti. 2018 yılında gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi konsolosluğunda öldürülmesi, ilişkileri tarihin en düşük seviyesine taşıdı.
Yeniden yakınlaşma çabaları ve bölgesel boyut
Son dönemde iki ülke arasındaki ilişkilerde belirgin bir yumuşama gözleniyor. 2022 yılında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Cidde ziyareti, Kaşıkçı cinayeti sonrası yaşanan diplomatik buzların erimesinin önemli bir işareti olmuştu. Bu süreçte ekonomik iş birliğini güçlendirme adımları öne çıkarken, Suudi Arabistan'ın Türkiye'ye yönelik gayri resmi ticaret yaptırımlarını kaldırması da ilişkilerdeki normalleşmenin bir diğer göstergesi olarak kaydedildi.
Bölgesel düzlemde, Türkiye ile Suudi Arabistan'ın İran ve İsrail'e yönelik politikalarında yakınlaşma sinyalleri, iki ülkenin Orta Doğu'da yeniden denge arayışına girdiğini ortaya koyuyor. Yemen'deki çatışmalarda tarafların farklı grupları desteklemesi sürse de, diplomatik çözüm arayışları Ankara ve Riyad arasında bir diyalog zemini yaratmış durumda. Katar ile yaşanan krizin sona ermesi de bu yakınlaşmada etkili oldu.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi, 2022 yılında 6 milyar doları aşarak son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu ile Türkiye'nin savunma sanayii ve inşaat sektörü altyapısı, karşılıklı yatırımlar için yeni fırsatlar sunuyor. Turizm de, özellikle Suudi turistlerin Türkiye'ye ilgisiyle ilişkilerde olumlu bir boyut olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası için önemli bir fırsat penceresi aralıyor. Ekonomik krizi yönetmeye çalışan Türkiye'nin, Suudi Arabistan ile ticareti artırmak ve yatırım çekmek için bu normalleşmeyi fırsata çevirmesi kritik önemde. Ayrıca, bölgesel güç dengesinde İran'ın etkisini dengelemek isteyen Türkiye'nin, Riyad ile koordinasyonu bu hedefini güçlendirebilir. Ancak ilişkilerin sürdürülebilirliği, karşılıklı güvenin yeniden inşasına ve özellikle insan hakları konularındaki farklılıkların yönetilmesine bağlı. Türkiye'nin, Kaşıkçı cinayeti gibi geçmişte yaşanan krizlerden çıkarılan derslerle, daha öngörülebilir ve yapıcı bir ortaklık kurması mümkün görünüyor.