Türkiye limanlarında haziran ayında toplam 46 milyon 988 bin ton yük elleçlenirken, konteyner taşımacılığında 1 milyon 226 bin 659 TEU (yirmi fit eşdeğer birim) işlem hacmi kaydedildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu tarafından yapılan açıklamada, bu rakamların Türk limanlarının bölgesel ticaretteki artan önemini yansıttığı belirtildi.
Limancılıkta büyüme trendi
Bakan Uraloğlu, haziran ayı verilerine ilişkin değerlendirmesinde, yılın ilk yarısında Türk limanlarının yük hacminde istikrarlı bir artış gözlemlendiğini ifade etti. Konteyner hacmindeki 1,2 milyon TEU seviyesi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 8,3'lük bir büyümeyi işaret ediyor. Toplam yük miktarı ise bir önceki yılın haziran ayına göre yüzde 5,7 oranında arttı.
Limanlarda elleçlenen yükler arasında sıvı dökme yükler, kuru dökme yükler ve genel kargo öne çıkarken, konteynerle taşınan yüklerin payı giderek büyüyor. Özellikle Marmara ve Ege bölgesindeki limanlar, uluslararası ticaret köprüleri olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de artan ticari faaliyetleriyle doğrudan ilişkili. Rusya-Ukrayna savaşının ardından alternatif ticaret yolları arayışı, Türk limanlarını daha cazip hale getirdi. Aynı dönemde, Türkiye üzerinden Avrupa'ya yönelen yük akışında da belirgin bir artış yaşandı.
İstanbul Kanalı projesi ve devam eden liman modernizasyon yatırımları, Türkiye'nin bölgesel lojistik üssü olma hedefini destekliyor. Ancak, küresel ticaretteki yavaşlama ve Çin kaynaklı navlun dalgalanmaları, önümüzdeki aylarda bu büyüme trendini sınayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye limanlarındaki yük hacmindeki artış, ülkenin ticaret kapasitesinin genişlediğini ve küresel tedarik zincirlerinde daha merkezi bir konuma geldiğini gösteriyor. Bu durum, cari açığın finansmanına ve lojistik sektörünün GSYH içindeki payının artmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda, Karadeniz tahıl koridoru gibi inisiyatiflerin sürdürülebilirliği, Türkiye'nin bu bölgelerdeki jeopolitik ağırlığını artırıyor. Bununla birlikte, yüksek enflasyon ve döviz kuru belirsizlikleri, ithalat maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğinden, büyümenin sürdürülebilirliği için dikkatli bir ekonomi politikası yürütülmesi gerekiyor.