Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, iktidar partisinin Çorum'daki bir konferansında sarf ettiği "Biz bir gün Kudüs'ü özgürleştireceğiz" sözleriyle İsrail yönetiminde öfkeye yol açtı. Cumartesi günü AK Parti'nin il kongresinde konuşan Çiftçi, sözlerine “Nasıl ki nice mazlum coğrafyaların özgürlüğüne şahit olduksa, Kudüs de aynı kaderi paylaşacak” diyerek devam etti. İsrail Dışişleri Bakanlığı, sözleri “provokatif” olarak nitelendirirken, İsrail'in Ankara Büyükelçiliği de konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmayı değerlendiriyor.
Bakan Çiftçi'nin sözleri ve gerekçesi
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 15 Şubat Cumartesi günü Çorum'da AK Parti İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Filistin davasına olan desteğini vurguladı. Konuşmasında, “Nasıl ki bugüne kadar birçok mazlum coğrafyanın özgürlüğüne şahit olduk, inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğüne şahit olacağız” ifadelerini kullandı. Bakan Çiftçi, konuşmasını İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını kınayarak sürdürdü. İsrail medyası, sözleri “Türk hükümetinin İsrail karşıtı söyleminin son örneği” olarak yorumlarken, bazı İsrailli siyasetçiler sözleri “düşmanca” olarak nitelendirdi. Türkiye'nin Kudüs'e yönelik tarihsel ve dini hassasiyeti, zaman zaman iki ülke arasında diplomatik gerilimlere yol açıyor.
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler, son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Özellikle 2018'de ABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşımasının ardından yaşanan gerginlik, iki ülke arasında ticaret hacmi ve diplomatik temasları olumsuz etkilemişti. Ancak 2023'te karşılıklı olarak büyükelçi atanmasıyla normalleşme adımları atılmıştı. Bakan Çiftçi'nin son açıklaması, bu normalleşme sürecine gölge düşüren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bakan Çiftçi'nin sözleri, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileyebilecek potansiyele sahip. İsrail'in komşuları ve Filistin yönetimi ile ilişkileri henüz tam anlamıyla normalleşmemişken, Türkiye gibi büyük bir gücün bu söylemi, Orta Doğu'da yeniden bir kutuplaşma riskini artırabilir. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmazken, AB yetkilileri sözlerin “diyalog ve barış çabalarını zedelediğini” ifade etti. Arap dünyasında ise birçok ülke, Türkiye'nin Filistin davasına desteğini takdirle karşılarken, aşırıya kaçan söylemlerin bölgesel istikrarı tehdit edebileceği uyarısı yapılıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İsrail ile normalleşme sürecine girmişken, Türkiye'nin bu tutumu bölgedeki denklemleri karmaşıklaştırabilir.
Kudüs'ün statüsü, uluslararası toplumda halen tartışmalı bir konu. Birleşmiş Milletler kararları, Doğu Kudüs'ü işgal altındaki toprak olarak tanımlarken, İsrail ise 1980'de Kudüs'ü “birleşik ve bölünmez başkenti” ilan etmişti. Türkiye'nin bağımsız bir Filistin devletinde Doğu Kudüs'ün başkent olması yönündeki tutumu, birçok İslam ülkesi ve Batılı devlet tarafından da destekleniyor. Ancak Bakan Çiftçi'nin kullandığı “özgürleştirme” ifadesi, askeri bir müdahale çağrışımı yaparak gerilimi tırmandırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu açıklama, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği yinelemesi bakımından iç kamuoyunda olumlu karşılanabilir. Ancak İsrail ile son dönemde yeniden tesis edilen diplomatik ilişkileri riske atması, dış politika açısından dikkatli bir denge kurulması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabaları ve enerji alanında iş birliği potansiyeli, bu tür söylemlerle zarar görebilir. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık Kudüs vurgusu yapması, iktidarın Filistin meselesini seçmen tabanını konsolide etmek için kullandığını düşündürüyor. Kısa vadede Türk ekonomisi veya güvenliği açısından doğrudan bir etki beklenmese de, uzun vadede İsrail ile ticari ilişkiler ve enerji iş birliği projeleri üzerinde olumsuz yansımalar olabilir.