Türkiye, Katar ve Kuveyt, Yemen'deki Husi milislerinin Suudi Arabistan'ın güneyindeki havaalanlarına düzenlediği saldırıları kınayan açıklamalar yaptı. Saldırılar, Suudi Arabistan'ın Abha ve Cizan havalimanlarına yönelik gerçekleşti ve sivil yerleşim bölgelerini de hedef aldı. Üç ülke, Suudi Arabistan'ın güvenliğine destek verirken, saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Saldırıların Arka Planı ve Bölgesel Gerilim
Husi milisleri, son dönemde Suudi Arabistan'a yönelik insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen'de Husi milislerine karşı operasyon düzenliyor. Husi saldırıları, genellikle Suudi Arabistan'ın güney bölgelerindeki askeri ve sivil hedefleri vuruyor. Son saldırıda Abha Havalimanı'nda maddi hasar meydana geldi ve bazı yaralanmalar olduğu bildirildi. Suudi Arabistan, saldırıları "savaş suçu" olarak nitelendirerek uluslararası toplumu Husi milislerine karşı harekete geçmeye çağırdı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, "Suudi Arabistan'ın Abha ve Cizan havalimanlarına yönelik alçakça saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bu saldırılar, kardeş Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik bir tehdittir. Türkiye, Suudi Arabistan'ın yanındadır" ifadelerini kullandı. Katar Dışişleri Bakanlığı da saldırıları kınayarak, "Bu terör saldırıları, bölgesel güvenliği ve istikrarı hedef almaktadır. Katar, Suudi Arabistan'ın güvenliğini desteklemektedir" açıklamasını yaptı. Kuveyt ise saldırıların "kabul edilemez" olduğunu belirterek, Suudi Arabistan'a tam destek verdiğini duyurdu.
Husi milisleri, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine bir yanıt olduğunu savunuyor. Ancak uluslararası toplum, saldırıların sivil halkı hedef alması nedeniyle endişe duyuyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmanın çözümü için çağrılarını sürdürüyor, ancak taraflar arasındaki görüşmeler sonuçsuz kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husi saldırıları, Orta Doğu'da mezhepsel ve jeopolitik gerilimleri derinleştiriyor. Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri, Husileri İran'ın vekil gücü olarak görüyor. İran ise Husilere verdiği desteği inkâr etmiyor ancak saldırıların kendi kontrolü dışında olduğunu iddia ediyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, saldırıları kınıyor. Ancak ABD'nin Yemen savaşındaki rolü, Kongre'de tartışmalara yol açıyor.
Bu saldırılar, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında dayanışmayı artırırken, İran ile diplomatik çözüm arayışlarını da zorlaştırıyor. Suudi Arabistan, saldırılara karşı misilleme seçeneklerini değerlendiriyor. Bölgede tansiyonun daha da yükselmesi, petrol fiyatlarını ve küresel enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Yemen'deki insani kriz ise her geçen gün derinleşiyor; milyonlarca insan açlık ve hastalıkla mücadele ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Husi saldırılarını kınaması, Suudi Arabistan ile son dönemde normalleşen ilişkilerin bir yansımasıdır. Türkiye, bölgesel istikrarı korumak ve Körfez ülkeleriyle ekonomik işbirliğini güçlendirmek için Suudi Arabistan'a destek veriyor. Ayrıca Husilerin saldırıları, Türkiye'nin de savunduğu gibi sivil hedefleri vurması nedeniyle uluslararası hukuka aykırıdır. Türkiye, Yemen krizinde siyasi çözümden yana tavır alırken, İran'ın bölgedeki etkisini dengelemeye çalışıyor. Bu kınama, Türkiye'nin Körfez güvenliğine verdiği önemi gösterirken, aynı zamanda Batı ile ilişkilerinde de bir denge unsuru oluşturuyor.