İsrail savaş uçaklarının 18 Ağustos 2026'da Suriye'deki Ebu Duhur hava üssünü vurması, Orta Doğu'daki eski bir jeopolitik varsayımın yıkılışını simgeliyor. Bu saldırıda İsrail, Türk ordusunun yerel nüfuz alanı inşa etmeye çalıştığı stratejik bir bölgeyi doğrudan hedef aldı. Olay, iki ülke arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Ebu Duhur hava üssü, Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib vilayetinde yer alıyor ve yıllardır farklı grupların kontrolünde bulunuyordu. 2024 yılında Türkiye, bölgedeki askeri varlığını artırarak üssü ve çevresini kontrol altına almıştı. İsrail ise İran bağlantılı milislerin burada konuşlandığını iddia ederek, İran'ın Suriye üzerinden Lübnan'daki Hizbullah'a silah sevkiyatını engellemeyi amaçlıyordu.
İsrail'in bu saldırısı, Türkiye'nin bölgedeki askeri üstünlüğüne doğrudan bir meydan okuma olarak yorumlandı. Türk yetkililer, saldırının "kabul edilemez" olduğunu ve misilleme hakkının saklı tutulduğunu açıkladı. İsrail ise operasyonun İran'a yönelik olduğunu, Türkiye'yi hedef almadığını savundu. Ancak her iki tarafın da artan askeri hareketliliği, yanlış hesaplama riskini artırıyor.
Bu olay, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin son yıllardaki seyrini de gözler önüne seriyor. 2022'de başlayan normalleşme süreci, 2023'teki Gazze çatışmaları ve ardından gelen karşılıklı suçlamalarla sekteye uğramıştı. 2025'te iki ülke arasında yapılan gizli görüşmelerden sonuç alınamamış, Suriye'deki nüfuz mücadelesi açık bir rekabete dönüşmüştü.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebu Duhur saldırısı, Orta Doğu'daki güç dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. ABD, her iki ülkenin de NATO müttefiki olması nedeniyle zor bir pozisyonda. Washington, İsrail'in güvenlik endişelerini anlayışla karşılarken, Türkiye'nin egemenlik haklarına saygı çağrısı yapıyor. Rusya ise Suriye'deki varlığını korumak için taraflar arasında denge politikası izliyor.
İran, saldırıyı fırsat bilerek Türkiye ile İsrail'i karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Tahran, Suriye'deki nüfuzunu kaybetmemek için Türkiye ile işbirliğini artırabilir. Bu durum, bölgesel ittifakları daha da karmaşık hale getiriyor.
Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz'deki istikrarsızlıktan endişeli. Enerji güvenliği ve mülteci akınını önlemek için diplomatik çözüm arayışları hızlandı. Ancak İsrail'in askeri operasyonları, AB'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin doğrudan bir çatışmaya dönüşme ihtimalinin düşük olduğunu, ancak vekalet savaşları yoluyla tırmanabileceğini belirtiyor. Suriye sahasında her iki tarafın desteklediği gruplar arasında çatışmalar yaşanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ebu Duhur saldırısı, Türkiye'nin Suriye politikasında yeni bir aşamayı işaret ediyor. Ankara, İsrail'in askeri müdahalesini kendi güvenlik çıkarlarına doğrudan tehdit olarak algılıyor. Türkiye, bölgedeki askeri varlığını güçlendirerek caydırıcılık sağlamaya çalışacak. Ancak bu durum, Türkiye'yi İsrail ile karşı karşıya getirirken, ABD ile ilişkilerinde de yeni bir gerilim yaratabilir. Türkiye'nin diplomatik kanalları kullanarak İsrail'in saldırılarını durdurması ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirmesi bekleniyor.