2010 yılında Muhammed Buazizi'nin kendini yakmasıyla Arap Baharı'nı başlatan Tunus'un orta kesimindeki Sidi Buzid kenti, yıllardır süren siyasi hayal kırıklığı ve ilgisizliğin ardından yeniden hareketlendi. Ancak bu kez sokakları dolduran öfkenin kaynağı iç politikadan çok, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları. Kent sakinleri, Filistin davasına destek için bir araya gelerek yıllardır ilk kez toplu bir gösteriye imza attı. Bu gelişme, Tunus'ta Arap Baharı sonrası yaşanan hayal kırıklığının, bölgesel bir dayanışma duygusuyla nasıl yer değiştirdiğini gözler önüne seriyor.
Devrimin Beşiği Sidi Buzid'de Değişen Rüzgar
Orta Doğu Gözü'nün haberine göre, Sidi Buzid'de 17 Aralık 2010'da seyyar satıcılık yapan Muhammed Buazizi'nin polisin tacizi nedeniyle kendini yakması, ülke genelinde ayaklanmaları tetiklemiş ve diktatör Zeynel Abidin Bin Ali'nin devrilmesine yol açmıştı. Ancak devrimin ardından geçen yıllarda, özellikle genç nüfus arasında işsizlik ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle büyük bir hayal kırıklığı oluştu. 2011'deki umut dolu günlerin yerini, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik durgunluk aldı. Birçok Sidi Buzid sakini, devrimin vaat ettiği refahı bulamadıklarını ve bu nedenle siyasete karşı ilgisiz kaldıklarını belirtiyor.
Ancak 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşı, bu ilgisizliği kökten değiştirdi. Kentteki gösteriler, yıllardır görülmemiş bir katılımla gerçekleşiyor. Sidi Buzid halkı, Filistinlilerle dayanışma için sokaklara dökülürken, bu durum Tunus'un iç siyasetinde de yeni bir dinamik yarattı. Göstericiler, sadece İsrail'i değil, aynı zamanda kendi hükümetlerinin Filistin davasına yönelik tutumunu da eleştiriyor. Bazıları, Tunus hükümetinin Gazze'deki katliamlara karşı yeterince sert tepki vermediğini düşünüyor.
Gazze'nin Bölgesel Etkisi ve Tunus'un Rolü
Gazze savaşı, sadece Tunus'ta değil, tüm Arap dünyasında sokak hareketlerini yeniden canlandırdı. Mısır, Ürdün, Lübnan ve diğer ülkelerde de Filistin'e destek gösterileri düzenleniyor. Bu durum, Arap hükümetlerinin İsrail'le normalleşme adımlarına karşı toplumsal bir tepki olarak yorumlanıyor. Tunus'ta ise bu hareketlilik, ülkenin devrim sonrası kimliğini yeniden tanımlama çabası olarak görülüyor. Sidi Buzid, Arap Baharı'nın sembolü olarak, bu yeni dalganın da öncüsü olma potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar, Gazze savaşının Arap sokaklarında yarattığı öfkenin, otoriter rejimlere karşı yeni bir toplumsal muhalefet dalgasını tetikleyebileceğini belirtiyor. Ancak Tunus'ta bu hareketliliğin, ülkenin kırılgan demokrasisini güçlendirip güçlendirmeyeceği veya yeni bir istikrarsızlık yaratıp yaratmayacağı belirsizliğini koruyor. Sidi Buzid'deki göstericiler, taleplerinin sadece Gazze ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda kendi ülkelerinde de adalet ve özgürlük istediklerini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus'ta Gazze savaşıyla yeniden canlanan sokak hareketleri, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği güçlendirebilir. Ankara, uzun süredir Gazze'deki katliamlara karşı en sert tutumu sergileyen ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Tunus'ta artan Filistin yanlısı duygular, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırabilir ve iki ülke arasındaki dayanışmayı derinleştirebilir. Ayrıca, bu hareketlilik, Arap kamuoyunda Türkiye'nin liderliğine yönelik olumlu algıyı güçlendirebilir. Ancak Tunus'taki iç siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir; bu nedenle Ankara'nın Tunus'taki gelişmeleri yakından izlemesi önem taşıyor.