Tunus Yüksek Mahkemesi, darbe girişimi iddiasıyla yargılanan onlarca muhalefet lideri, avukat ve iş insanı hakkında verilen uzun hapis cezalarını onadı. Muhalefet, kararın Cumhurbaşkanı Kais Saied'in otoriter yönetimini daha da pekiştirdiğini belirterek tepki gösterdi. Yüksek Mahkeme'nin nihai temyiz başvurularını reddetmesiyle, sanıkların cezaları kesinleşti. Davada yargılanan isimler arasında eski milletvekilleri, iş dünyasından tanınmış kişiler ve aktivistler bulunuyor.
Davanın Arka Planı ve Siyasi Bağlam
Tunus'ta 2021 yılında Cumhurbaşkanı Kais Saied'in parlamentoyu feshetmesi ve başbakanı görevden almasıyla başlayan siyasi kriz, ülkeyi otoriter bir yönetime sürükledi. 2022'de yapılan anayasa değişikliği ile yetkilerini genişleten Saied, muhalif sesleri susturmakla suçlanıyor. Söz konusu dava, 2023 yılında "komplo teorisi" iddiasıyla açılmış ve aralarında eski başbakanlar, milletvekilleri ve iş insanlarının bulunduğu çok sayıda kişi yargılanmıştı. Mahkeme, sanıkları "devlet güvenliğine karşı komplo kurmak" ve "darbe girişimi" suçlamalarıyla suçlu bulmuştu.
Uluslararası insan hakları örgütleri, davanın siyasi motivasyonlu olduğunu ve adil yargılama ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor. Tunuslu yetkililer ise yargı sürecinin bağımsız olduğunu ve darbe girişiminin önlenmesi için gerekli olduğunu öne sürüyor. Muhalefet partileri, cezaların onanmasının ardından ülkede demokrasinin tamamen askıya alındığını belirterek protesto çağrısı yaptı. Tunus Barosu da kararı "hukuk devletine darbe" olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Tunus, 2011 Arap Baharı'nın doğduğu ülke olarak bölgede demokrasi umuduydu. Ancak Saied'in 2021'deki müdahalesi, ülkeyi yeniden otoriter bir yöne sürükledi. Batılı müttefikler, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, Tunus'daki demokratik gerilemeden endişe duyduklarını dile getirmiş ancak ekonomik ve güvenlik işbirliğini sürdürmüşlerdi. Bu son karar, Batı'nın Tunus'a yönelik tutumunu yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Bölgesel olarak, Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkelerdeki benzer otoriter eğilimlere emsal teşkil edebileceği düşünülüyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, kararı kınayarak Tunus hükümetine siyasi mahkumları serbest bırakma çağrısı yaptı. Avrupa Birliği Komisyonu sözcüsü, kararın "endişe verici" olduğunu ve Tunus'un demokratik standartlardan uzaklaştığını belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı ise yargı sürecinin şeffaflığını sorguladı. Tunus ekonomisi zaten yüksek işsizlik, enflasyon ve borç kriziyle boğuşurken, siyasi istikrarsızlık yatırımcı güvenini daha da zayıflatabilir. Ülke, IMF ile 1,9 milyar dolarlık kredi anlaşması için müzakerelerini sürdürüyor ancak siyasi baskılar bu süreci sekteye uğratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus'daki bu gelişme, Türkiye'nin Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki stratejik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Tunus'daki demokratik süreci destekleyen açıklamalar yapmış ve Saied yönetimiyle dengeli ilişkiler yürütmüştü. Ancak otoriterleşme eğilimi, bölgede istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Tunus'un Libya ve Cezayir ile olan sınır güvenliği, Türkiye'nin Akdeniz'deki jeopolitik konumu açısından kritik. Türkiye, Tunus'daki siyasi mahkumlar konusunda sessiz kalarak ilişkileri koruma yolunu seçebilir; ancak demokrasi vurgusu yapan bir dış politika çizgisiyle çelişebilir. Ekonomik olarak, Tunus'daki istikrarsızlık Türk yatırımlarını ve ihracatını da riske atabilir.