Tunus'un eski istihbarat şefi Kamel Guizani, Cumhurbaşkanı Kays Said'in akrabaları ve üst düzey hükümet yetkililerini, muhalefet liderlerine casusluk yapmak ve onları hapse atmak için mahkemelerde sahte davalar açmakla suçladı. Al Jazeera'nın Maghareb Podcast programına konuşan Guizani, Said'in damadı ve danışmanlarından oluşan bir grubun, muhalifleri hedef alan ve onları sindirmeyi amaçlayan bir izleme ve adli taciz sistemi kurduğunu öne sürdü. Guizani, bu iddialarını desteklemek için belgeler sunduğunu ve ifadelerinin daha önce kamuoyuna yansımadığını belirtti. Tunus, 2021'den bu yana Cumhurbaşkanı Said'in yetkilerini tekelleştirdiği ve muhalefeti bastırdığı bir süreçten geçiyor.
Arka plan: Otoriterleşme ve muhalefet baskısı
Kamel Guizani, 2019-2021 yılları arasında Tunus İstihbarat Başkanlığı görevini yürüttü. Guizani'nin iddialarına göre, Said'in damadı Murad el-Mehdi ve içişleri bakanı gibi isimler, muhalif gazeteciler, siyasi aktivistler ve eski hükümet yetkililerine yönelik bir dinleme ve takip ağı kurdu. Bu ağ, özellikle Said'in 2021'de parlamentoyu feshedip yürütmeyi tek başına üstlenmesinden sonra daha da etkin hale geldi. Guizani, kendisine de muhalefeti izlemesi yönünde baskı yapıldığını, ancak reddettiğini söyledi. İstifa etmesinden kısa süre sonra bir kısmı Ulusal Güvenlik görevlilerinin de yer aldığı bir grup, onu evinde gözaltına almak istedi. Guizani, yargısız infaz veya sürgün tehditleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Tunus'ta son iki yılda yüzlerce muhalif, 'devlet güvenliğine tehdit' suçlamasıyla tutuklandı. Aralarında eski Adalet Bakanı ve önde gelen bir aktivistin de bulunduğu birçok kişi, cezaevinde açlık grevi yapıyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, Tunus'ta adli sistemin siyasallaştığını ve muhaliflere karşı kullanıldığını belirtiyor. Said yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor ve yargının bağımsız olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Tunus, Arap Baharı'nın doğduğu ülke olarak bölgede sembolik bir öneme sahipti. Ancak Said'in 2021'deki müdahalesi, ülkeyi otoriterleşme yoluna soktu. Batılı ülkeler, özellikle ABD ve Fransa, başlangıçta sessiz kalsa da, muhalefete yönelik baskılar arttıkça endişelerini dile getirmeye başladı. Guizani'nin iddiaları, Tunus'ta istihbarat teşkilatının siyasileştiğini ve cumhurbaşkanlığı makamına bağlı bir baskı aracına dönüştüğünü gösteriyor. Bu durum, Tunus'un komşuları Cezayir ve Libya ile ilişkilerinde de yansımalar bulabilir. Özellikle Libya'daki istikrarsızlık, Tunus'un güvenlik politikalarını etkiliyor. Guizani'nin açıklamaları ayrıca, Kuzey Afrika'da otoriter yönetimlerin yükselişine dair kaygıları yeniden gündeme getiriyor. Tunus'taki gelişmeler, bölgede demokrasi ve insan hakları konusunda geriye gidişin bir örneği olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus, Türkiye'nin Kuzey Afrika'da önemli bir ticaret ve siyasi partneri. Son yıllarda ikili ilişkilerde iniş çıkışlar yaşansa da, Türkiye Tunus'taki siyasi istikrarsızlığı yakından izliyor. Guizani'nin iddiaları doğruysa, Said yönetiminin muhalefeti bastırması ülkedeki siyasi geleceği belirsizleştiriyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu etkileyebilir. Ayrıca, Tunus'ta demokrasinin zayıflaması, Libya ve Cezayir'deki güç dengelerini değiştirebilir, bu da Türkiye'nin Libya politikasını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, Tunus'ta tüm siyasi aktörlerle diyaloğu sürdürmeye çalışırken, iç dinamiklerdeki otoriterleşme eğilimi, Ankara'nın bölgesel istikrar hedefleriyle çelişebilir.