Tunus’ta yüzlerce kişi, basın özgürlüğü ve siyasi tutukluların serbest bırakılması talebiyle başkent Tunus’ta protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler, Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimini ifade özgürlüğünü kısıtlamakla suçlarken, son aylarda tutuklanan gazeteciler ve muhalif siyasetçiler için adalet çağrısında bulundu. Eylem, Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) ve Tunus Gazeteciler Sendikası gibi sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla gerçekleşti. Göstericiler, “Özgürlük, adalet, onur” sloganları atarken, polis geniş güvenlik önlemleri aldı. Henüz resmi bir açıklama yapılmazken, gösterilerin barışçıl olduğu bildirildi.
Gelişmenin Arka Planı
Tunus, 2011 yılındaki Yasemin Devrimi’nin ardından bölgedeki tek başarılı demokrasi örneği olarak görülüyordu. Ancak 2021’de Cumhurbaşkanı Kays Said’in parlamentoyu feshetmesi ve yetkileri tek başına toplamasıyla ülkede otoriterleşme süreci hızlandı. Said, temmuz 2021’de “istisnai önlemler” adı altında başlattığı süreci, yolsuzluk ve siyasi krizle mücadele gerekçesiyle savunuyor. Eleştirmenler ise bu hamlelerin, Tunus’un devrim sonrası kazandığı kazanımları tersine çevirdiğini belirtiyor. Son olarak, aralarında ünlü gazeteci ve muhaliflerin de bulunduğu çok sayıda kişi “devlet güvenliğini tehdit” suçlamasıyla tutuklandı. Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler, bu tutuklamaları “siyasi baskı” olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tunus’taki gelişmeler, Kuzey Afrika ve Arap dünyasında yakından takip ediliyor. Bölgede Mısır ve Libya gibi ülkelerde de benzer otoriterleşme eğilimleri görülürken, Tunus’taki durum, Arap Baharı’nın mirası açısından kritik bir test niteliği taşıyor. Avrupa Birliği ve ABD, Said yönetimine demokratik normlara dönüş çağrısı yaparken, ekonomik kriz ve göç akınları nedeniyle Tunus’a yönelik baskıyı sınırlı tutuyor. Özellikle Fransa ve İtalya, yasadışı göçle mücadelede Tunus’un iş birliğine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, uluslararası toplumun Tunus’taki insan hakları ihlallerine karşı tepkisini zayıflatıyor. Protestolar, aynı zamanda bölgedeki diğer ülkelerdeki muhalif hareketlere de ilham kaynağı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus’taki siyasi istikrarsızlık, Türkiye’nin Kuzey Afrika politikası açısından önemli bir sınavdır. Ankara, Yasemin Devrimi sonrası Tunus’la yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler kurmuş, demokratik geçiş sürecini desteklemişti. Ancak Said yönetiminin otoriterleşmesi, Türkiye’nin bölgedeki etkisini sınırlayabilir. Öte yandan, Tunus’taki protestoların başarısızlıkla sonuçlanması, Türkiye’de de benzer muhalif hareketlerin motivasyonunu etkileyebilir. Ekonomik boyutta ise Türk firmaları Tunus’ta inşaat ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösteriyor; istikrarsızlık bu yatırımları olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bölgede denge politikası izlerken, Tunus’taki demokrasi mücadelesini destekleyici ancak doğrudan müdahaleden kaçınan bir tavır sergiliyor.