ABD Başkanı Donald Trump, 5 Haziran Cuma günü Wisconsin eyaletinin kırsal kesimindeki Chippewa Falls'da düzenlenen bir seçim mitinginde, İran ile olan savaşı hızlı bir şekilde sona erdirme ve yüksek fiyatların kaynağını ortadan kaldırma sözü verdi. Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'deki kontrolünü korumak için kampanya yürütüyor. Eski başkan, destekçilerine hitaben yaptığı konuşmada, İran ile uzun süredir devam eden gerginliklerin Amerikan halkına maliyetini vurgulayarak, seçilmesi halinde bu sorunu kökünden çözeceğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
Trump, Wisconsin'deki mitinginde özellikle İran ile ilgili sert bir söylem kullandı. İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine ve ABD'ye yönelik tehditlerine dikkat çeken Trump, 'Onları öyle bir vuracağız ki, bir daha ayağa kalkamayacaklar' ifadelerini kullandı. Ancak konuşmasının devamında, savaşın uzamasının kimseye fayda sağlamayacağını, bu nedenle hızlı bir çözüm bulacağını söyledi. Trump, ayrıca yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetlerinin sorumlusu olarak gördüğü Biden yönetiminin politikalarını eleştirdi. 'Ben göreve geldiğimde, benzin fiyatları düşecek, market fiyatları düşecek ve İran savaşı bitecek' dedi. Trump'ın bu vaatleri, özellikle kırsal kesimdeki seçmenler arasında yankı buldu. Wisconsin, 2024 başkanlık seçimlerinde kritik bir eyalet olarak görülüyor ve Trump, burada Cumhuriyetçi adaylara destek toplamaya çalışıyor.
Mitinge katılanlar arasında yerel çiftçiler, iş insanları ve emekliler vardı. Birçok katılımcı, Trump'ın vaatlerine olumlu tepki verdi. 62 yaşındaki emekli Tom Johnson, 'Trump döneminde daha güvende ve daha zengin hissediyorduk. Şimdi her şey çok pahalı ve savaş ihtimali bizi korkutuyor' dedi. Trump'ın konuşması, özellikle tarım sektöründe çalışanlar için umut vericiydi. Çiftçi Mary Schmidt, 'Mazot ve gübre fiyatları yüzünden zarar ediyoruz. Trump bu sorunları çözerse, oyumuzu alır' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın İran vaadi, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkileyebilir. Trump, görevde olduğu dönemde İran'a karşı maksimum baskı politikası uygulamış, nükleer anlaşmadan çekilmiş ve İran Devrim Muhafızları'nı terör örgütü olarak tanımlamıştı. Ancak bu politikalar, doğrudan bir askeri çatışmaya yol açmamıştı. Trump'ın 'savaşı bitirme' vaadi, aslında mevcut durumda aktif bir savaş olmadığı için daha çok sembolik bir söylem olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Trump'ın aslında ABD'nin İran'a yönelik caydırıcılık politikasını güçlendireceğini ve olası bir çatışmayı önleyeceğini ima ettiğini belirtiyor. Öte yandan, Trump'ın bu çıkışı, İran yönetiminde endişe yaratmış durumda. Tahran, Trump'ın yeniden başkan seçilmesi halinde daha agresif bir ABD politikası ile karşı karşıya kalacaklarının farkında. Bölgesel aktörlerden İsrail, Trump'ın vaatlerini memnuniyetle karşılarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri temkinli bir bekleyiş içinde.
Küresel ölçekte, Trump'ın söylemi petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oldu. Analistler, Trump'ın seçilmesinin petrol piyasalarında arz güvenliği endişelerini artırabileceğini, ancak kısa vadede fiyatların düşebileceğini öngörüyor. Trump'ın ekonomi vaatleri ise ABD Merkez Bankası'nın faiz politikalarıyla doğrudan ilişkili. Eğer Trump enflasyonu düşürmeyi başarırsa, bu küresel faiz oranlarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın İran savaşını bitirme vaadi, Türkiye için karmaşık sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile sınır komşusu olarak, bölgede istikrarı önemsiyor. Trump döneminde ABD'nin İran'a yönelik sert politikaları, Ankara ile Washington arasında zaman zaman gerilime neden olmuştu. Özellikle İran'a yönelik yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatını ve ticaretini olumsuz etkilemişti. Trump'ın seçilmesi halinde bu yaptırımların yeniden sıkılaştırılması, Türkiye'yi zor durumda bırakabilir. Ancak Trump'ın 'savaşı bitirme' söylemi, İran ile doğrudan bir çatışma riskini azaltarak bölgesel güvenliğe katkıda bulunabilir. Türkiye, İran ile iyi ilişkiler sürdürmeye çalışırken, ABD'nin politikalarına da uyum sağlamak zorunda kalabilir. Bu durum, Ankara'nın dış politikada denge arayışını sürdüreceğini gösteriyor.