Tümen Nehri, Çin ile Kuzey Kore arasındaki sınırın küçük ama stratejik bir parçası olarak son haftalarda iki ülke ilişkilerinde yeniden ön plana çıktı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Kuzey Kore lideri Kim Jong Un bu hafta bir araya geldiğinde, resmi açıklamalarda nehirden hiç söz edilmemesi dikkat çekti. Oysa Tümen Nehri, Pekin ile Pyongyang arasındaki en hassas konulardan birini temsil ediyor: sınır anlaşmazlıkları ve ekonomik iş birliği fırsatları.
Gelişmenin arka planı
Tümen Nehri, Çin, Kuzey Kore ve Rusya arasında doğal bir sınır oluşturuyor. Nehrin aşağı kesimleri, 1990'lardan bu yana Çin'in Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımları aşmak için kullandığı kaçakçılık rotalarıyla gündemde. Son yıllarda Çin, nehir üzerinde yeni bir köprü inşa ederek bölgedeki ticaret hacmini artırmayı hedefliyor. Ancak Kuzey Kore, bu projeye sıcak bakmıyor; çünkü nehrin stratejik kontrolü konusunda Pekin'e daha fazla bağımlı hale gelmekten çekiniyor. Uzmanlara göre, Tümen Nehri meselesi, Çin'in Kuzey Kore üzerindeki nüfuzunu artırma çabaları ile Kim rejiminin bağımsızlık arayışı arasındaki gerilimin bir yansıması.
Bölgesel boyut
Tümen Nehri'nin jeopolitik önemi, yalnızca Çin-Kuzey Kore ilişkileriyle sınırlı değil. Rusya da nehrin kıyısında yer alıyor ve bölgedeki altyapı projelerine dâhil olmak istiyor. Moskova, nehir üzerinden Çin'e enerji ihracatını artırmayı ve Kuzey Kore'yi uluslararası yalnızlığından kurtarmayı hedefliyor. Ayrıca Tümen Nehri, Japonya Denizi'ne açılan bir kapı olduğu için, Çin'in bölgedeki deniz gücü projeksiyonu açısından da kritik. ABD ise nehir bölgesindeki Çin etkisini yakından izliyor; çünkü bu, Kuzey Kore'nin nükleer programına yönelik yaptırımların etkinliğini doğrudan etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tümen Nehri meselesi, küresel güç rekabetinin bir parçası olarak Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Çin'in Kuzey Kore üzerindeki nüfuzu, ABD'nin bölgedeki stratejik hesaplarını etkileyebilir ve bu da NATO müttefiki olarak Türkiye'nin güvenlik politikalarını dolaylı yoldan şekillendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Asya'ya yönelik ticaret ve enerji koridorları arayışında, Tümen Nehri gibi bölgelerdeki gelişmeler yeni rotaların oluşmasına katkı sağlayabilir. Ancak konunun Türkiye'ye doğrudan bir yansıması bulunmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlıkların küresel ekonomiye etkisi göz ardı edilmemelidir.