ABD Donanması'nın Orta Doğu'da konuşlu uçak gemisi USS Dwight D. Eisenhower'da görev yapan denizciler, Kasım ayından bu yana denizde olan gemide ciddi gıda kıtlığı, bozuk tuvaletler ve artan yorgunlukla mücadele ettiklerini bildirdi. Bu durum, Trump yönetiminin bölgedeki askeri varlığını sürdürme politikasının denizciler üzerindeki ağır maliyetini gözler önüne seriyor. Gemideki personel, 250 günü aşkın süredir ailelerinden uzakta görev yaparken, temel ihtiyaçların karşılanamaması moral ve disiplin açısından da olumsuz etkilere yol açıyor.
Gelişmenin Arka Planı
USS Dwight D. Eisenhower (IKE), Kasım 2024'te Norfolk'tan ayrılarak Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde konuşlandı. Yemen'deki Husilere karşı operasyonlarda aktif rol alan gemi, 250 günden fazla süredir denizde. Denizciler, bu süre zarfında erzak stoklarının kritik seviyelere düştüğünü, taze gıda tedarikinin neredeyse imkânsız hale geldiğini ve temel gıda maddelerinde büyük eksiklikler yaşandığını belirtiyor. Ayrıca gemideki tuvalet sistemlerinin sık sık arızalandığı ve bu durumun hijyen koşullarını ciddi şekilde bozduğu ifade ediliyor.
Donanma yetkilileri, lojistik destek için düzenli ikmal gemileri gönderdiklerini ancak bölgedeki gerginliğin ve Husilerin deniz ticaretine yönelik tehditlerinin bu planları aksattığını kabul ediyor. Bununla birlikte, denizcilerin sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlar, donanma yönetimine yönelik eleştirileri de beraberinde getirdi. Kimi denizciler, görev sürelerinin defalarca uzatıldığını ve moral seviyelerinin dip yaptığını dile getiriyor. Kongre üyelerine mektup gönderen denizcilerin, koşulların iyileştirilmesi ve görev sürelerinin kısaltılması yönünde talepleri olduğu biliniyor.
Uzmanlara göre, bu tür bir kriz, askeri operasyonların sürdürülebilirliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Uzun süreli deniz görevleri, personelin fiziksel ve psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açarken, operasyonel etkinliği de düşürebilir. Donanma, bu durumun farkında olduğunu ve personel takviyesi ile ikmal çalışmalarının hızlandırıldığını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının maliyetine ilişkin soruları gündeme getiriyor. Özellikle Kızıldeniz'de Husi saldırılarına karşı yürütülen operasyonlar, ABD Donanması'nın bölgedeki en önemli güç unsurlarından biri olan Eisenhower'ın üzerindeki yükü artırıyor. Bölgede devam eden İsrail-Hamas savaşının gölgesinde, ABD'nin askeri gücünü bu kadar uzun süre konuşlu tutması, lojistik altyapısının ne kadar zorlandığını ortaya koyuyor. Ayrıca, bu durumun bölgedeki ABD müttefikleri üzerinde de caydırıcılık açısından olumsuz bir etki yaratabileceği yorumları yapılıyor.
Küresel enerji ticaretinin kalbi olan Basra Körfezi ve Kızıldeniz'de yaşanan bu lojistik sorunlar, dünya petrol fiyatlarını da etkileyebilecek bir potansiyel barındırıyor. ABD Donanması'nın etkinliği, küresel deniz ticaretinin güvenliği açısından kritik önemde. Bu nedenle, gemideki krizin çözümü için atılacak adımlar yalnızca askeri operasyonlar için değil, küresel ekonomi için de büyük önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Orta Doğu'daki askeri operasyonlarındaki bu tür lojistik zafiyetler, bölgedeki güç dengeleri açısından Türkiye'ye dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, NATO'nun güçlü bir üyesi olarak, müttefiklik ilişkileri çerçevesinde ABD Donanması'nın bölgedeki varlığını yakından izliyor. Ancak yaşanan bu kriz, ABD'nin bölgede sürdürülebilir bir askeri varlık gösterip gösteremeyeceği konusunda soru işaretleri doğuruyor. Bu durum, Türkiye'nin kendi savunma politikalarını gözden geçirmesine ve bölgesel güvenlik mimarisinde daha aktif bir rol üstlenmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliği, Türkiye'nin ekonomik çıkarları açısından da hayati önemde; bu nedenle, bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir.