ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik izlediği sert politika, uzmanlara göre çıkmaza girdi. Ekonomik yaptırımlar ve askeri tehditlerin yanı sıra Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun yükselmesi, küresel enerji piyasalarını ve Ortadoğu'da istikrarı tehdit ediyor. Analistler, bu çıkmazdan çıkışın tek yolunun İran'a maddi bir teklif yapmak olduğunu belirtiyor: Hürmüz Boğazı'nın serbest geçişe açılması ve nükleer programının dondurulması karşılığında mali yardım.
Arka Plan ve Mevcut Durum
Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekildikten sonra İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koydu. İran ise karşılık olarak nükleer faaliyetlerini artırdı ve uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkardı. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere el koyarak ve füze tatbikatları yaparak bölgedeki gerginliği tırmandırdı. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor; herhangi bir aksama, küresel ekonominin bel kemiği olan enerji fiyatlarını fırlatabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' stratejisi, sadece ikili ilişkileri değil, bölgesel denklemi de bozdu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD müttefikleri, artan riskler nedeniyle gerilimin düşürülmesi çağrısı yapıyor. Avrupa Birliği ise diplomasiyi canlandırmak için çaba harcıyor. Öte yandan Çin ve Rusya, İran'ın nükleer programına ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaptırım kararlarını desteklemekten kaçınıyor. Uzmanlar, mevcut gidişin hiçbir tarafın kazanmadığı bir sona yol açacağını savunuyor. Onlara göre, İran'a ekonomik canlanma vaat eden bir anlaşma, hem nükleer tehdidi ortadan kaldırabilir hem de Hürmüz Boğazı'nı açık tutarak petrol piyasalarını sakinleştirebilir. Trump yönetiminin böyle bir adımı atmaya istekli olup olmadığı ise belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için birden fazla anlam taşıyor. Birincisi, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden Türkiye, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine doğrudan bağımlıdır. Boğazın kapanması veya gerilimler, petrol ve doğalgaz fiyatlarını artırarak Türkiye'nin cari açığını büyütebilir. İkincisi, diplomatik çözüm süreçleri Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artırabilir; Ankara, İran ve ABD arasında arabuluculuk rolü oynayabilir. Ancak mevcut ABD yönetiminin Türkiye'ye yönelik eleştirileri, bu rolü sınırlayabilir. Yine de, nükleer bir krizin önlenmesi Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına hizmet eder.