Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın konut krizini çözmeyi hedefleyen bir yasa tasarısını veto etme tehdidine karşın, ABD borsasında inşaat ve gayrimenkul geliştirme şirketlerinin hisseleri yükselişe geçti. Piyasa analistleri, yatırımcıların Trump'ın tehdidini gerçekçi bulmadığını veya yasanın sektöre etkisinin sınırlı olacağını düşündüklerini belirtiyor. Walton Global şirketinin ABD sermaye piyasaları başkanı Katie Hubbard, üst gelir grubunun konut talebinin hâlâ güçlü olduğunu, yüksek gelirli müşterilerin ev satın almaya ve inşaat yaptırmaya devam ettiğini aktardı. Ancak orta ve alt gelir grupları için konut kredisi faizlerinin yüksek seyretmesi ve arzın yetersiz olması, bu kesimin barınma sorununu daha da derinleştiriyor.
Gelişmenin arka planı: Konut krizi ve Trump'ın müdahalesi
ABD'de konut fiyatları pandemi sonrası dönemde rekor seviyelere ulaşırken, özellikle büyük şehirlerde orta sınıfın ev sahibi olma hayali giderek zorlaşıyor. Son iki yılda mortgage faizlerinin %7'nin üzerine çıkması, aylık taksitleri katlayarak konut alımını neredeyse imkânsız hale getirdi. Bu ortamda Kongre'ye sunulan konut yasa tasarısı, düşük gelirli ailelere sübvansiyonlu kredi, vergi indirimi ve sosyal konut projelerine kaynak aktarılmasını öngörüyordu. Trump ise sosyal medyadan yaptığı açıklamada, tasarının “serbest piyasaya müdahale” olduğunu ve ekonominin doğal dengesini bozacağını söyleyerek, başkan seçilmesi halinde vetolayacağını belirtti.
Hubbard, konut sektöründe talebin segmentlere ayrıldığına dikkat çekiyor. “Üst gelir grubunun nakit veya düşük faizli kredi imkânları sayesinde lüks konut projeleri hızla devam ediyor. Ancak orta sınıfın kullandığı FHA ve konvansiyonel kredilerde faiz yükü nedeniyle satışlar yavaşladı. Bu nedenle inşaat şirketleri, portföylerini lüks segmente kaydırarak kârlılıklarını koruyor,” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Piyasaların Trump'a tepkisi
Trump'ın tehdidine rağmen inşaat endekslerinin yükselmesi, piyasaların siyasi hamleleri gerçek bir risk olarak görmediğini ortaya koyuyor. Analistler, yatırımcıların seçim senaryolarını göz ardı ederek kısa vadeli büyüme sinyallerine odaklandığını ifade ediyor. Özellikle güneş enerjili ve akıllı ev projeleri üreten teknoloji odaklı inşaat firmaları, çevre dostu konut talebi sayesinde güçlü bilançolar açıklıyor. Küresel ölçekte bakıldığında, Kanada ve Avrupa'da da benzer bir kırılma yaşanıyor: Lüks segment canlı, ancak sosyal konut yatırımları siyasi tartışmaların odağında. ABD'nin konut politikasındaki belirsizlik, gelişmekte olan ülkelere yönelen gayrimenkul yatırım fonlarının rotasını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki konut piyasasındaki bu ikili yapı, Türkiye için önemli çıkarımlar barındırıyor. Türkiye’de konut fiyatları enflasyon ve döviz kuru hareketleri nedeniyle hızla yükselirken, yüksek gelir grupları lüks konut ve markalı projelere yönelirken orta sınıf barınma kriziyle karşı karşıya. Hubbard’ın ABD için tanımladığı “lüks segmentte büyüme, alt segmentte durgunluk” tablosu, Türkiye’de de benzer bir ayrışmayı ortaya koyuyor. Türkiye’nin sosyal konut projeleri (TOKİ) ve kamu bankalarının düşük faizli kredi kampanyaları, bu ayrışmayı dengelemeyi hedefliyor. Ancak siyasi belirsizlikler ve seçim ekonomisi, tıpkı ABD’de olduğu gibi konut sektörünü kırılgan hale getiriyor. Türkiye’nin dış politikada alternatif yatırım kanalları arayışı, ABD’deki bu tartışmaların gelişmekte olan ülkelere etkisini yakından takip etmeyi gerektiriyor.